FUHUŞ SUÇU NEDİR?

Bunu Paylaş

Fuhuş suçu, TCK md.227’de “Genel Ahlaka Karşı Suçlar” bölümünde düzenlenmiş olup madde gerekçesinde suç ile korunmak istenen hukuki değerin toplumun ar ve haya duygusu olduğu açıklanmıştır. Fuhuş, bir kimsenin para karşılığında başka bir kimseyle cinsel ilişkiye girmesidir. Kişinin fuhuş yapması 5237 sayılı TCK’da suç olarak düzenlenmemiştir. 5237 sayılı TCK’nın 227. maddesine göre fuhuş suçu olarak nitelendirilerek cezalandırılan suçlar şunlardır:

-Fuhşa teşvik etme suçu (TCK 227/2),

-Fuhşu kolaylaştırma suçu (TCK 227/2),

-Fuhşa aracılık etme suçu (TCK 227/2),

-Fuhuş için yer temin etme suçu (TCK 227/2),

-Çocuğun fuhşu suçu (TCK 227/1),

-Cebir veya tehdit kullanarak, hile ile ya da çaresizliğinden yararlanarak bir kimseyi fuhşa sevk etme veya fuhuş yapmasını sağlama şeklindeki nitelikli suç (TCK 227/4).

Özellikle belirtelim ki; mağdur olan kişinin cinsiyetinin bir önemi bulunmadığından, dolayısıyla LGBTİ bireyler ve erkekler de kadınlar gibi suçun mağduru olabilecektir.

Suçun mağduru, fuhuş yaptırılan kişidir. Ancak, madde metninde mağdurun sıfatı dikkate alınarak fail için farklı yaptırımlar öngören iki düzenleme mevcuttur:

-18 yaşından küçüklerin mağdur olduğu fuhuş suçu (TCK md.227/1),

-Yetişkinlerin mağdur olduğu fuhuş suçu (TCK md.227/2).

YETİŞKİNLERİN FUHUŞ SUÇUNUN UNSURLARI

Fuhuş suçu, TCK’da yer alan şekliyle temadi eden, devamlılık gerektiren, diğer bir deyişle suçun gerçekleştiğinin kabulü için eylemin ardı ardına yapılmasını zorunlu kılan bir suç değildir. TCK md.227’de tanımlanan fiillerin sadece bir kez işlenmesi halinde dahi suç işlenmiş kabul edilir. Fuhuş suçunun temel şekli (basit fuhuş suçu), diğer bir deyişle yetişkinlerin mağdur olduğu fuhuş suçu TCK md. 227/2’de düzenlenmiştir. Fuhuş suçunun temel şekli; bir kimseyi fuhşa teşvik etmek, bunun yolunu kolaylaştırmak ya da fuhuş için aracılık etmek veya yer temin etmek seçimlik hareketleriyle işlenebilir. Ayrıca bu seçimlik hareketlerden birden fazlasının aynı zaman diliminde yapılması durumunda tek fuhuş suçu vücut bulur. Buna karşılık farklı zamanda seçimlik hareketlerin tekrarlanması halinde yeni bir fuhuş suçu işlenmiş olacaktır.

Fuhuş suçunun temel şeklinin seçimlik hareketleri şunlardır:

Fuhşa teşvik etmek: Fuhşa teşvik suçu, fuhuş yapma niyetinde olmayan kişinin fuhuş yapması için onda bir irade oluşturmaya çalışılması ile meydana gelir. Fuhşa sürüklenen kişinin kazancından yararlanılarak kısmen veya tamamen geçimin sağlanmasının fuhşa teşvik sayılır.

Fuhşun yolunu kolaylaştırmak: Fuhşu kolaylaştırma suçu, fuhuş yapmak isteyen kişiye fuhşa atılması için her türlü imkan sağlanması veya fuhuş arayan kişiye fuhuş için imkan sağlanması ile oluşur.

Fuhuş için aracılık etmek: Fuhuş için aracılık etme suçu, mağdur ile cinsel arzularını tatmin etmek isteyen kişinin bir araya gelmesinin sağlanması ile oluşur.

Fuhuş için Yer Temin Etme Suçu: Yer temin etme suçu, mağdur ile cinsel arzularını tatmin etmek isteyen kişinin bir araya gelecekleri yerin/mekanın temin edilmesi ile oluşur.

YETİŞKİN FUHUŞ SUÇUNUN CEZASI

Basit Fuhuş Suçunun Cezası: Bir kimseyi fuhşa teşvik eden, bunun yolunu kolaylaştıran ya da fuhuş için aracılık eden veya yer temin eden kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır (TCK 227/2).

Cebir, Hile, Tehdit Kullanma veya Çaresizlikten Yararlanma Suretiyle Fuhuş Suçunun Cezası: Cebir veya tehdit kullanarak, hile ile ya da çaresizliğinden yararlanarak bir kimseyi fuhşa sevk eden veya fuhuş yapmasını sağlayan kişi hakkında yukarıdaki fıkraya göre verilecek ceza yarısından iki katına kadar artırılır (TCK 227/4).

Akraba veya Yakın İlişkide Olan Kişilerin İşlediği Fuhuş Suçunun Cezası: Fuhuş suçlarının eş, üstsoy, kayın üstsoy, kardeş, evlat edinen, vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunan diğer kişiler tarafından ya da kamu görevi veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır(TCK 227/5).

Örgütlü Fuhuş Suçunun Cezası: Bu suçların, suç işlemek amacıyla teşkil edilmiş örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, yukarıda fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır (TCK 227/6). Bu suçlardan dolayı, tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur. (TCK 227/7).

ON SEKİZ YAŞINDAN KÜÇÜK ÇOCUĞUN FUHUŞ SUÇU VE CEZASI (TCK 227/4)

Çocuğa karşı işlenen fuhuş suçu; çocuğu fuhşa teşvik etmek, çocuğa fuhşun yolunu kolaylaştırmak, bu maksatla çocuk tedarik etmek veya barındırmak ya da çocuğun fuhşuna aracılık etmek yoluyla işlenebilir. Çocuğu fuhşa hazırlık hareketleri de tamamlanmış suç gibi cezalandırılır. Örneğin, bir çocuğun fuhuş yapmasına yardımcı olmak için fuhuş yapılacak mekana getirilmesine rağmen müşterinin gelmemesi üzerine fuhuş gerçekleşmese bile suça hazırlık hareketleri tamamlanmış fuhuş suçu gibi cezalandırılır. Bu suçun işlenmesi suretiyle bir kazanç elde edilebileceği için, karşılığında hapis cezasının yanı sıra adli para cezası da öngörülmüştür.

Çocuğun Fuhuş Suçu Cezası: Çocuğu fuhşa teşvik eden, bunun yolunu kolaylaştıran, bu maksatla tedarik eden veya barındıran ya da çocuğun fuhşuna aracılık eden kişi, dört yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır (TCK 227/1).

Cebir, Hile, Tehdit Kullanma veya Çaresizlikten Yararlanma Suretiyle Çocuğun Fuhuş Suçu Cezası: Çocuğa karşı fuhuş suçunun; cebir veya tehdit kullanarak, hile ile ya da çaresizliğinden yararlanarak bir kimseyi fuhşa sevk eden veya fuhuş yapmasını sağlayan kişi hakkında yukarıdaki fıkraya göre verilecek ceza yarısından iki katına kadar artırılır (TCK 227/4).

Akraba veya Yakın İlişkide Olan Kişilerin Çocuğa Karşı Fuhuş Suçunun Cezası: Fuhuş suçlarının eş, üstsoy, kayın üstsoy, kardeş, evlat edinen, vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunan diğer kişiler tarafından ya da kamu görevi veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır (TCK 227/5).

Çocuğa Karşı Örgütlü Fuhuş Suçunun Cezası: Çocuğu karşı fuhuş suçunun, suç işlemek amacıyla teşkil edilmiş örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, yukarıda fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır (TCK 227/6).

FUHUŞ SUÇUNDA MAĞDURUN ÇARESİZLİĞİNDEN YARARLANMA NEDİR?

Fuhuş suçunun mağduru yetişkin olabileceği gibi çocuk da olabilir. 5237 sayılı TCK’nın 227/4. maddesinde sayılan “mağdurun çaresizliğinden yararlanma” kavramı; mağdurun içinde bulunduğu ve üstesinden gelemediği maddi veya manevi anlamda elverişsiz durumdan yararlanmak suretiyle mağdurun fuhşa razı edilmesi olarak anlaşılmalıdır. Yani mağdurun çaresizliğinden yararlanılarak fuhuş suçunun işlendiğinden söz edilebilmesi için failin mağduru fuhşa sevk veya fuhuş yapmaya razı ederken bu durumdan özellikle yararlanmış olması, mağdurun içinde bulunduğu olumsuz koşullardan başka türlü kurtulma imkanı bulunmadığı fikri oluşturularak fiile razı edilmesi gerekir. Önemli olan mağdurun failin istediği yönde hareket etmeye, maddi ya da manevi nitelikli bir zorlama sonucunda sevk edilmesidir. Bu çaresizliğin sebebi güçsüzlük, sağır, dilsizlik, akıl hastalığı gibi fiziksel durumlar veya madde veya alkol bağımlılığı, açlık gibi şahsi konuma bağlı durumlardan kaynaklanabilir (Yargıtay CGK).

ADLİ PARA CEZASINA ÇEVİRME, ERTELEME VE HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI

Adli Para Cezası, işlenen bir suça karşılık hapis cezasıyla birlikte veya tek başına uygulanabilen bir yaptırım türüdür. Fuhuş suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezalarının miktarı nedeniyle adli para cezasına çevrilmesi mümkün değildir.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması, sanık hakkında hükmolunan cezanın belli bir denetim süresi içerisinde sonuç doğurmaması, denetim süresi içerisinde belli koşullar yerine getirildiğinde ceza kararının hiçbir sonuç doğurmayacak şekilde ortadan kaldırılması davanın düşmesine neden olan bir ceza muhakemesi kurumudur. Yetişkinlerin fuhuş suçunun temel şeklinin cezası hakkında koşulları varsa hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı verilmesi mümkündür.

Ceza Ertelenmesi, mahkeme tarafından belirlenen cezanın cezaevinde infaz edilmesinden şartlı olarak vazgeçilmesidir. Yetişkinlerin fuhuş suçunun temel şeklinin cezası hakkında şartları varsa cezanın ertelenmesi kararı verilmesi mümkündür.

SUÇUN ŞİKAYET SÜRESİ, ZAMANAŞIMI VE UZLAŞMA

Uzlaşma, suç isnadı altındaki şahıs ile suçun mağduru olan şahsın bir uzlaştırmacı aracılığıyla iletişim kurarak anlaşmasıdır. Fuhuş suçları, uzlaşma kapsamında olan suçlardan değildir.

Fuhuş suçları, şikayete tabi suçlar arasında yer almadığından savcılık tarafından resen soruşturulur, bu suçlara dair herhangi bir şikayet süresi yoktur. Kamu davasına şikayetçi olarak müdahil olan herhangi bir kimse varsa bile şikayetten vazgeçme ceza davasının düşmesi sonucunu doğurmaz. Suç, dava zamanaşımı süresine riayet edilmek kaydıyla her zaman soruşturulabilir. Dava zamanaşımı, suçun işlendiği tarihten itibaren belli bir süre geçtiği halde dava açılmamış veya dava açılmasına rağmen kanuni süre içinde sonuçlandırılmamış ise ceza davasının düşmesi sonucunu doğuran bir ceza hukuku kurumudur. Yetişkinlerin fuhuş suçu nedeniyle yapılan yargılamalarda olağan dava zamanaşımı süresi 8 yıldır. Çocuğa karşı işlenen fuhuş suçunun zamanaşımı süresi 15 yıldır. Suç, bu zamanaşımı süreleri içerisinde her zaman soruşturulabilir, ancak bu zamanaşımı süreleri geçtikten sonra soruşturma yapılamaz.

FUHUŞ SUÇUNDA GÖREVLİ MAHKEME

Fuhuş suçları nedeniyle yargılama yapma görevi, asliye ceza mahkemesi tarafından yerine getirilir.

SUÇLA KORUNAN HUKUKİ DEĞER

Hukuki değerler, toplumsal düzenin manevi değerleridir. Hukuki değerler; hayata, onura, vücut ve cinsel bütünlüğe, aileye saygı duyulmasını isteme gibi insanoğlunun değerler sisteminde yer alan ve hukuk düzeninin korumasına layık görülen değerleridir. Ceza hukuku bu değerlere yönelik saldırıları suç kapsamına alarak hukuki korumayı gerçekleştirmektedir. Türk Ceza Yasası’nın 227. maddesinde “Fuhuş” başlığıyla tanımlanan suç, yasanın “Topluma Karşı Suçlar” kısmında, “Genel Ahlaka Karşı Suçlar” bölümünde tanımlanmıştır. Yasa koyucu, “fuhşa teşvik, yardım ve aracılık” suçu ile toplumsal değerleri ön planda korumayı amaçlamış ve suçu bireysel değerlerin korunduğu “Kişilere Karşı İşlenen Suçlar” arasında değil, topluma karşı suçlar arasında düzenlemiştir. Türk Dil Kurumu fuhşu, “içinde bulunulan toplumun kurallarına uymayan bir biçimde bir veya birkaç kişiyle para karşılığında cinsel ilişkide bulunma” olarak tarif etmiştir. Bu tarif dahi fuhşun toplumun manevi kurallarına (genel ahlak kurallarına) aykırılık teşkil ettiğini ortaya koyar niteliktedir. Bu nedenle fuhuş suçu ile toplumun genel ahlak anlayışının korunduğu söylenebilir. Başka bir ifadeyle “fuhşa teşvik, yardım ve aracılık” suçu ile korunan hukuki değerin, kanunun sistematiğinden hareketle, toplumun ar ve haya duyguları ile birlikte genel ahlak anlayışı olduğu söylenebilir.

Kanaatimizce, kişi kendi iradesi ile fuhşu istediği hallerde fuhşun seçimlik hareketleriyle kişinin cinsel bütünlüğü üzerinde tasarrufta bulunma iradesi sakatlanmadığı ve suçun tamamlanması için fuhuş yapılması gerekmediğinden suçun seçimlik hareketleri arasında ayrım yapılmadan suçla doğrudan, cinsel dokunulmazlığın veya cinsel özgürlüğün korunduğunu söylemek zordur.

Öte yandan, fuhşun teşvik edilmesi ve kolaylaştırılması nedeniyle fuhşun artması ve kamu sağlığının tehlikeye girmesi mümkündür. Bu nedenle fuhuş suçu ile dolaylı olarak kamu sağlığının korunduğu da düşünülebilir. Nitekim “Genel Kadınlar ve Genelevlerin Tabi Olacakları Hükümler ve Fuhuş Yüzünden Bulaşan Zührevi Hastalıklar Mücadele Tüzük’ ünün “ amacı da fuhşu kontrol etmek, denetlemek ve fuhuş nedeniyle bulaşan zührevi hastalıkların yayılmasına ve bu yüzden kamu düzeninin bozulmasına engel olmak, genel sağlığı korumak şeklinde belirtilmiştir.

SUÇUN FAİLİ

Fuhşa teşvik suçu ile cezalandırılan kişi, fuhuş yapan kişi olmayıp fuhşa teşvik veya aracılık eden kişidir. Fuhşa teşvik suçunun faili, suç tanımında “kişi” olarak gösterilmiştir. Suç failinin belirli özelliklere sahip olması aranmamıştır. Bu nedenle suç özgü bir suç olmayıp herkes tarafında işlenebilen bir suçtur. Fuhşa teşvik suçlarının eş, üstsoy, kayın üstsoy, kardeş, evlat edinen, vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunan diğer kişiler tarafından ya da kamu görevi veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi halinde failin bu özellikleri suçu nitelikli hale getirmektedir (TCK m.227/5).

Fuhuş suçunun faili herkes olabilmektedir. 5237 Sayılı TCK’da bu suçun faili olabilecek kimsede belli bir nitelik aranmamıştır. Bu sebeple de suç, faili bakımından özgü suç niteliğinde değildir. Ancak maddenin 5. fıkrasında sayılan bazı kişiler (eş, üstsoy, kayın üstsoy, kardeş, evlat edinen, vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunan diğer kişiler ya da kamu görevi veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle suçu işleyenler) tarafından suçun işlenmesi cezanın artırım nedeni olarak gösterilmiştir.

Fuhuş yapan kimse işin mağduru olduğundan fuhuş yaparken yakalandığında hastaneye sevk edilmekte ve ilgili tüzük hükümleri uygulanarak ahlak bürosu tarafından tescil edilmektedir. Bu kişiye para vererek onunla cinsel duygularını tatmin eden kişinin eylemi ise 227. maddede tanımlanmadığından fail konumunda olmayacaktır.  Fail ve mağdur kavramlarının ayrılması önem taşıyan bir husustur ve uygulama açısından sorun yaratabilecek niteliktedir; çünkü fuhuş yapan kimsenin bu eylemi kendi rızası ile gerçekleştirdiğinin ya da buna zorlandığının tespiti her zaman kolay olmamaktadır.

SUÇUN MAĞDURU

Suçun koruduğu hukuki değerle mağdur kavramı arasında sıkı bir ilişki vardır. Her suç, bireyin, belirli bir insan grubunun veya genel olarak toplumun belirli bir varlık veya menfaatine zarar verir veya zarar tehlikesi yaratarak kamu düzenini bozar. Diğer bir söyleyişle suçla korunmaya çalışılan değerler, bir kişiye, bir insan grubuna veya genel olarak insan gruplarından meydana gelen topluma ait olabilir. Günümüzde suçların gruplandırılmasında esas alınan ölçüt de genellikle “suçun hukuki konusu” ölçütüdür. Aynı hukuki konuyu koruyan suçlar, kendi aralarında, hukuki konunun alt değerleri ve tamamlayıcı ölçütleri dikkate alınarak sistemleştirilir.

Suçun mağdurundan yani pasif süjesinden “suçun hukuki konusunu oluşturan bireysel, toplumsal veya kamusal nitelikteki varlık veya menfaatin sahibi, yani suçtan doğrudan doğruya saldırıya uğrayan birey, aile, toplum veya devlet yahut devletler topluluğu anlaşılır”. Bir suçun mağdurunun belirlenebilmesi için önce o suçla korunan hukuki değerin/menfaatin belirlenmesi gerekir. Suçla korunan hukuki menfaati ihlal edilen kişi veya topluluk mağdurdur. Türk Ceza Yasası’nda suçların yer aldığı kısım ve bölüm korunan hukuki menfaatin ve dolayısıyla mağdurun tespitinde yardımcı olur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu da 11.3.2008-5-253/52 sayılı kararında, suçun yasada düzenlendiği bölümü esas alarak suçun mağdurunu tespit etmeye, diğer bir söyleyişle suçla korunan hak ve menfaat üzerinde tasarruf etme ehliyetine sahip olan kişiyi bulmaya çalışmıştır .

Fuhuş başlıklı suç, TCK m.227’de “Genel Ahlaka Karşı Suçlar” bölümünde düzenlenmiştir. Suç ile asıl olarak toplumun genel ahlak duygusu korunmaktadır. Bu nedenle suçun mağduru toplumdur. Daha doğru bir ifade ile toplumu oluşturan herkes yani o toplumda yaşayan belirsiz kişilerdir. Bu yaklaşıma göre suçun belirli bir mağduru yoktur. Fuhşa sürüklenen kişi mağdur olmadığı için bu kişinin davaya katılma hakkı da bulunmamaktadır. Yargıtay’a göre, mağdurelerin tüm aşamalarda fuhşu kendi istekleriyle yaptıklarına yönelik beyanları, mağdure S’nin daha önce başka kişilerin yanında fuhuş yaptığını belirtmesi, mağdure K’ nın iki kere fuhuş yaparken yakalanıp, yurda yerleştirilmesine rağmen buradan kaçarak fuhuş yapmaya devam etmesi ve tüm dosya kapsamına göre yanlış değerlendirme ile sanıklar hakkında TCK’nın 3/1 ve 61. maddeleri uyarınca orantılılık, hak ve nefaset ilkelerine aykırı olarak üst sınırdan ceza verilmesi hukuka aykırıdır. Fuhşa sürüklenen kişinin tedbir olarak tedaviye veya psikolojik terapiye tâbi tutulması önerilmektedir. Fuhşu rıza ile yaptığını söyleyen kişi dahi dolaylı mağdur ve rızası failin eylemlerini hukuka uygun hale getirmeyecektir. Yasa koyucu, fuhşa teşvik edilen ve sürüklenen kişiye ilişkin olarak sadece yaşa ilişkin kriterler öngörmüştür. Fuhuş fiillerine maruz kalan kişilerin cinsiyetinin bir önemi bulunmamaktadır. Suçun dolaylı mağduru, kadın olabileceği gibi erkek de olabilir.

SUÇUN MADDİ KONUSU

Fuhuş suçunun konusu mağdurun bedenidir. Fuhşu, bir insanın arasında duygusal bağ olmayan başka bir kimseye, ayrım gözetmeksizin, maddi veya manevi bir yarar karşılığı vücudunu kullanma izni vermesi biçiminde tanımlayınca, bu suçun konusunun insan vücudu olduğu ortaya çıkacaktır. Bu durumda, telefon hatları vasıtası ile telefonda yapılan ya da internet üzerinden gerçekleştirilen cinselliğe yönelik konuşmalar fuhuş sayılmayacağından, insanın vücudu dışındaki şeyler, örneğin bir kimsenin sesi veya görüntüsü bu suçun konusunu oluşturmayacaktır.

Suçun maddi konusu ile hareketin üzerinde etki gösterdiği şey veya insan anlaşılmaktadır. Türk Ceza Yasası m.227’de gösterilen hareketlerin yöneldiği kişi veya şey aynı zamanda suçun maddi konusunu oluşturmaktadır. Fuhşa teşvik halinde, hareketin konusunu fuhuş için bedenini kullandırmaya teşvik edilen kişi, fuhşun yolunu kolaylaştırma halinde kolaylaştırma fiilinin yöneldiği kişi veya şeyler, aracılık halinde aracılık fiillerinin yöneldiği kişiler, yer temin etmede temin edilen yer hareketin konusunu teşkil etmektedir. Fuhşu kolaylaştırmak veya fuhşa aracılık etmek amacıyla hazırlanmış görüntü, yazı ve sözleri içeren ürünler de vermenin, dağıtmanın ve yaymanın konusunu teşkil eder (TCK m.227/3). Örneğin fuhuş yapacak olan kadınların erotik fotoğraflarını ve iletişim adreslerini ihtiva eden kartvizit, broşür gibi materyaller suçun konusunu oluşturur.

HUKUKA AYKIRILIK UNSURU

Suçun mağdurunun tespiti hukuka uygunluk nedenlerinin ve suçların içtimaı, özellikle zincirleme suç bakımından önem taşımaktadır. Mağdurun tespitine bağlı olarak söz konusu kurumlar bakımından farklı sonuçlar doğmaktadır. Söz konusu hukuki konular kanımızca doğrudan mağdur esas alınarak çözümlenmelidir. Bu hususlar hukuka aykırılık unsuru ve suçların içtimaı bahsinde ele alınmıştır. Fuhuş suçu topluma karşı işlenen bir suç olarak nitelendiğinde ve suçun mağduru da toplum olarak kabul edildiğinde fuhuş yapacak olan kişinin kendisinin fuhuş yapmayı teklif etmesi ve aracılık veya yer temini talebinde bulunması ilgilinin rızası hukuka uygunluk nedeni teşkil etmez (TCK m.26/2).

Suçun doğrudan ve ilk mağdurunun fuhşa teşvik edilen kişi olduğunun kabulü halinde ilgilinin rızası hukuka uygunluk nedenini kabul etmek gerekir. Ancak bu halde de insan onurunu küçültmesi ve rızaya ehil olunmaması veya serbest bir iradenin bulunmadığı gibi gerekçelerle rızayı geçersiz saymak ve ilgilinin rızası hukuka uygunluk nedeninin bu suç bakımından hiçbir zaman söz konusu olamayacağını söylemek mümkündür. Kanaatimizce suç topluma karşı işlenen bir suçtur ve bu suçun mağduru toplumdur. Bu nedenle ilgilinin rızası hukuka uygunluk nedeni bu suç bakımından gündeme gelmez. Hukukumuzda yetişkin bireylerin gerçekleştirdiği isteğe dayalı fuhşa devlet kontrolünde izin verilmektedir. “Genel Kadınlar ve Genelevlerin Tabi Olacakları Hükümler ve Fuhuş Yüzünden Bulaşan Zührevi Hastalıklarla Mücadele Tüzüğü” ve “Umumi Hıfzıssıhha Kanunu” hükümlerine göre izin ile örneğin fuhşa yer temin eden ve iradesi ile fuhuş yapan kişilerle irtibat kuran kişinin fiilleri hukuka uygun olacaktır.

SUÇUN MANEVİ UNSURU

Fuhşa sürükleme suçları sırf hareket suçlarıdır. Failin hareketi bilerek ve isteyerek gerçekleştirmesi yeterlidir. Suçlar sadece kasten işlenebilir. Kanaatimizce suçların sırf hareket suçu olması nedeniyle olası kastla işlenmesi mümkün gözükmemektedir, taksirle işlenmesi olanağı bulunmamaktadır. Gereken kastın niteliği açısından ise görüş birliği bulunmamaktadır. Doktrindeki bir görüşe göre, suçun oluşması için genel kast yeterlidir, failin özel bir amaç ya da saik ile hareket etmesine gerek yoktur, yani özel kast aranmamaktadır. Doktrindeki bir başka görüş tarafından ise, bu suçun ancak fuhuş yaptırmak özel kastı ile işlenebileceği, failde fuhuş yaptırmak özel kastı yoksa somut olaya göre başkaca suçların oluşabileceği savunulmaktadır. Malkoç tarafından da savunulan bu görüşe göre, suçun oluşabilmesi için failde mutlaka genel kastla birlikte fuhuş yaptırma özel kastının da bulunması gereklidir.

Fuhuş suçunda failin kastı, birinci fıkra yönünden mağdurun çocuk olduğunu ve yaptığı hareketle mağduru fuhuş yapmaya teşvik ettiğini, fuhşun yolunu kolaylaştırdığını, bu amaçla tedarik ettiğini, barındırdığını, aracılık ettiğini, yer temin ettiğini bilmesini ve fuhuş yapılmasını istemesini içerir. İkinci fıkra yönünden ise yetişkin kişi ile ilgili olarak sayılan fiillerin gerçekleştirilmesini içerir. Örneğin bir kimsenin kız arkadaşı, kendisinin nöbette olduğu bir gün evinin anahtarını isteyip bu kimsenin evinde fuhuş yaparsa, kişi orada fuhuş yapılacağını bilmediğinden, manevi unsurun gerçekleşmemesi nedeniyle fuhuş suçu oluşmayacaktır.

Yargıtay 5. CD’nin bir kararında fuhuş suçunda olması gereken kast tartışılmıştır. Karara konu olayda sanık, 21 yaşından küçük ve gayri resmi eşi olan mağdureyi para karşılığında ve fuhuş amacıyla bir başka kimseye satmak istemiş, bu eylemi nedeniyle mahkumiyetine karar verilmiştir, ancak Yargıtay kararında, karşı tarafın bu teklifi olumsuz karşılaması nedeniyle suçun hazırlık hareketi aşamasında kaldığının gözetilmemesi üzerine bozma hükmü vermiştir. Oy çokluğu ile verilen bu kararın karşı oy yazısında ise söz konusu suçun fuhuş kastına dayanması gerektiği ifade edilmiştir. Olayda ise bu kastın bulunmadığı, sanığın sık sık evine gelen kişiye niyetini anlamak amacıyla gayri resmi evli olduğu mağdureyi para karşılığında evlenmek şartıyla verebileceğini söylemesinin yasa maddesinde yazılı suçun unsurlarını oluşturmadığından beraat kararı verilmesi gerektiği belirtilmiştir.

SUÇUN ÖZEL GÖRÜNÜŞ ŞEKİLLERİ

1-Teşebbüs: Kural olarak yasa koyucu aksini öngörmediği sürece hazırlık hareketleri cezalandırılmaz. Failin cezalandırılabilmesi için elverişli hareketlerle doğrudan doğruya suçun icrasına başlamış olması gerekir. Çocuğu fuhşa sürükleme suçunun “hazırlık hareketlerinin de tamamlanmış suç gibi cezalandırılması” öngörülmüştür (TCK m.227/1). Yasa koyucu öngörmediği sürece hazırlık hareketlerinin cezalandırılmayacağına ilişkin ilkeye fuhşa sürükleme suçlarından sadece çocuğu fuhşa sürüklemek suçu bakımından bir istisna getirilmiştir. Suçun hazırlık hareketleri dahi cezalandırıldığı için bu suça teşebbüs olmaz. Yetişkinleri fuhşa sürükleme suçları kural olarak sırf hareket suçudur. Hazırlık hareketleri bakımından bu suçlarda genel kurallar geçerlidir. Yani hazırlık hareketleri cezalandırılmaz. Bu suç şekilleri bakımından, icra hareketleri bölünebildiği ölçüde teşebbüs hükümleri uygulanabilir. Örneğin yer temini için pazarlık tamamlanmadan pazarlığın yarıda kalması halinde teşebbüs hükümleri uygulanır.

2-İçtima: Fuhuş suçlarının topluma karşı işlenen suçlar arasında yer alması nedeniyle bu suçlarla doğrudan korunan değer toplumun ahlak duygusudur ve suçun mağduru da toplumdur. Bu kabul edişe göre, fuhuş suçları mağduru belli olmayan suç grubuna girer ve TCK m.43/1-son cümle gereğince bu suçlar bakımından zincirleme suç kuralları uygulanabilir. Zincirleme suç kurallarının uygulanabilirliği mağdura göre değil failin hareketlerinin çokluğuna göre belirlenecektir. Fail aynı suç işleme kararı ile suç tanımındaki hareketleri birden fazla kere yaptığında zincirleme suç kuralları uygulanabilir. Yargıtay bir kararında, fuhşun bünyesinde teselsülü de kapsadığını bu nedenle tayin edilen cezanın zincirleme suç kuralları gereğince artırılmasının hukuka aykırı olduğuna karar vermiştir. Kanaatimizce kararın gerekçesi hukuki değildir. Suç fuhuş olmayıp fuhşa sürükleme fiilidir. Fuhşa sürükleme fiillerinin meslek haline getirilmesi halinde fiilin tekliğinden söz edilerek suç sayısının tek olduğu sonucuna varılmalıydı. Birden çok fuhşa sürükleme fiili fiiller arasında yer zaman birliği gibi bir birlik söz konusu ise doğal anlamda birden fazla fiil hukuki anlamda tek fiil teşkil eder ve birden çok hareketin varlığı halinde tek fuhuştan bahsedilir.

3-İştirak: Fuhuş suçları, iştirak açısından herhangi bir özellik göstermemektedir. Bu suçların işlenmesinde iştirakin her şekliyle karşılaşılabilir (TCK m.37-39). Suça sürüklenen kişinin pasif kalması veya fuhuş yapmak isteyen bir kişinin bir başka kişiyi yer temin etmeye azmettirmesi halinde o kişi için iştirak hükümleri uygulanmaz. Çünkü suça sürüklenen kişinin seçimlik hareketin konusunu teşkil ettiği halde, bu kişi suçun maddi konusunu oluşturur ve teknik anlamda olmasa da dolaylı olarak hak ve menfaatleri ihlal edilen kişilerdir. Bu nedenle fuhşa sürüklenen kişilerin özellikle fuhşa yer sağlanması şeklindeki seçimlik harekete şerik olarak katılmaları söz konusu olmaz.

SUÇUN NİTELİKLİ HALLERİ

5237 Sayılı TCK’nın 227. maddesinde tanımlanan suçların değişen oranlarda cezai yaptırımlarının artırımını gerektiren nedenler 4, 5 ve 6. fıkralarda gösterilmiştir. Bu sebepler; mağdura karşı cebir veya tehdit kullanılması, hile yapılması veya mağdurun çaresizliğinden yararlanılmasının yanı sıra mağdura belirli derecede yakınlığı bulunan veya mağdur üzerinde sahip olduğu nüfuzu kötüye kullanan kişiler tarafından suçun işlenmesi hali ile suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmiş olması halleridir. Maddede yalnızca ağırlatıcı sebepler düzenlenmiş, daha az ceza verilmesini öngören bir nitelikli hal düzenlenmemiştir. Zaten söz konusu suç açısından cezayı hafifletebilecek bir hal düşünülmesi de mümkün değildir.

227/4. fıkra hükmü ile bir kimseyi fuhşa sevk eden veya fuhuş yapmasını sağlayan kişi, bu eylemleri cebir, tehdit, hile ile gerçekleştirmiş ise ya da mağdurun çaresizliğinden yararlanmışsa, faile verilecek ceza yarısından iki katına kadar arttırılmaktadır. 227/5. fıkra hükmü ile belli bazı yakınlık dereceleri sayılmış ve mağdura bu şekillerde yakınlığı bulunan veya mağdur üzerinde sahip olduğu nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle suçu işleyen kişilerin cezasının yarı oranında arttırılacağı düzenlenmiştir. 227/6. fıkra hükmü ile de suçun, örgüt faaliyeti kapsamında işlenmesi halinde verilecek cezanın yarı oranında arttırılacağı öngörülmüştür.

CEZA SORUMLULUĞUNU KALDIRAN VEYA AZALTAN NEDENLER

5237 S. TCK’nın fuhuş suçlarını düzenleyen 227. maddesinde suçun nitelikli halleri belirtilirken yalnızca daha fazla ceza verilmesini gerektiren nitelikteki haller belirtilmiş, cezayı azaltacak özel bir hal öngörülmemiştir. Ancak TCK’nın 24 vd. maddelerinde ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan haller başlığı altında bazı düzenlemeler getirilmiştir ve bunların her suç için uygulanabilecek genel nitelikte olması nedeniyle, olayın niteliği elverdiği ölçüde fuhuş suçları bakımından da uygulanabilmesi önünde engel yoktur. 765 S. TCK’nın 436. maddesinin son fıkrasında “Bu fasla giren suçların ihzari hareketlerini işleyenler asıl suç için yazılı cezanın altıda biri ile cezalandırılır” ifadesine yer verilmekteydi. Bu ifadeden kasıt, suçun hazırlık hareketleri aşamasında kalması halinde daha az ceza ile cezalandırılacak olmasıydı. 5237 S. TCK’da ise böyle bir hükme yer verilmemiş, 227. maddenin 1. fıkrasındaki çocuk mağdurlar açısından suçun işlenişine yönelik hazırlık hareketlerinin de tamamlanmış suç gibi cezalandırılacağı belirtilmiş, böylece mülga kanun zamanında yaşanan hazırlık hareketinin tespit edilmesine ilişkin zorluk ortadan kaldırılmıştır. Diğer fıkralar açısından özel bir belirleme yapılmadığından genel hukuk kurallarının uygulanması esastır.

Ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan sebepler başlığı altında kanunda yapılan düzenlemeler; kanunun hükmü ve amirin emri (m. 24), meşru savunma ve zorunluluk hali (m. 25), hakkın kullanılması ve ilgilinin rızası (m. 26), sınırın aşılması (m. 27), cebir ve şiddet, korkutma ve tehdit (m. 28), haksız tahrik (m. 29), hata (m. 30), yaş küçüklüğü (m. 31), akıl hastalığı (m. 32), sağır ve dilsizlik (m. 33), geçici nedenler, alkol veya uyuşturucu madde etkisinde olma (m.34) şeklindedir.

Doktrinde, kanunda sayılan bu hallerden bazıları hukuka uygunluk sebebi, bazıları ise kusurluluğu etkileyen hal olarak adlandırılmaktadır. Kusurluluğu etkileyen hallerin aksine olayda bir hukuka uygunluk sebebi bulunuyorsa eylemin suç teşkil etmemesi söz konusu olacaktır. Yani gerçekleştirilen hareket yasada belirtilen suç tanımına uyuyor olmakla birlikte, bu hareketi hukuka uygun sayan bir durum bulunmaktadır. Hukuka uygunluk sebepleri 6 başlık altında toplanmaktadır. Bunlar; kanun hükmünü yerine getirme, amirin emrini yerine getirme, meşru savunma, zorunluluk hali, mağdurun rızası ve hakkın kullanılması şeklinde sayılmaktadır.

Fuhuş suçunu oluşturan eylemler açısından tartışılabilecek nitelikte olanlar, amirin emrini yerine getirme ve mağdurun rızası halleri olabilmektedir. Amirin emri açısından, konusu suç teşkil eden bir emrin yerine getirilmesi halinde hem emri veren amir hem de bunu yerine getiren fail konumundaki ast açısından sorumluluk ortadan kalkmayacaktır. Bir kimse amirinin emri üzerine, fuhuş için aracılık ya da yer temini gibi kanunda suç olarak belirlenen eylemleri gerçekleştirirse bu halde hukuka uygunluk söz konusu olmayacaktır.

FUHŞA SÜRÜKLENENİN TEDAVİYE VEYA TERAPİYE TABİ TUTULMASI

5237 S. TCK’nın 227. maddesinin 8. fıkrasında fuhşa sürüklenen kişinin tedavi veya psikolojik terapiye tabi tutulabileceği hüküm altına alınmıştır. 765 S. TCK zamanında böyle bir düzenleme kanunda yer almamaktaydı. Yeni yasadaki maddenin en önemli ve en çok tartışılan fıkrası belki de bu son fıkradır. Öngörülen tedavi ya da terapi yoluyla mağdur kişinin, sürüklendiği fuhuş yolundan kurtulma sureti ile yeni baştan topluma kazandırılması amaçlanmıştır.

06.12.2006 tarihinde kabul edilen 5560 Sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun’un 9. maddesi ile 5237 Sayılı TCK’nın 227. maddesinin 8. fıkrasında düzenlenen bu hükümde değişiklik yapılmıştır. Değişiklik öncesi madde metninde “tedavi veya terapiye tabi tutulur” ifadesi yer almakta iken, değişiklik ile bu ifade “tedaviye veya psikolojik terapiye tabi tutulabilir” şeklini almıştır. Fuhşa sürüklenen kişi, 227. maddedeki fuhuş suçlarının mağduru durumundadır. Hiçbir fıkrada suçun faili olarak gösterilmemiştir. Mağdur sıfatıyla, maruz kaldığı fiziksel veya psikolojik hastalıklar nedeniyle tedaviye veya psikolojik terapiye ihtiyaç duyması mümkündür. Bu ihtiyaç kesinlik arz etmeyip olaya göre değişebilen niteliktedir. Bu itibarla hakime takdir hakkı tanınmıştır.

Yargıtay 5. CD tarafından verilen bir kararda ise; “Mağdurenin yalnızca TCK’nın 227/8. maddesi gereğince tedaviye tabi tutulması gerekirken ‘Mağdur Zeynep Durak’ın TCK’nın 227/8 ve 1593 sayılı tüzüğün 32-40 maddeleri gereğince tedaviye tabi tutulmasına’ şeklinde karar verilmesi, kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 s. kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’ un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu cihetin yeniden duruşma yapılmaksızın aynı kanunun 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasında yer alan ‘1593 sayılı tüzüğün 32-40 maddeleri ile’ ilgili ibarenin çıkarılmak suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA” ifadesine yer verilmiştir.  Hastanın tedaviyi reddetme hakkı, hasta hakları arasında kabul edilmekle birlikte, rıza göstermemesine rağmen kişiye kamu sağlığı gerekçesi ile tıbbi müdahale yapılabilmektedir.

YAPTIRIM

Yetişkini fuhşa teşvik suçunun cezası iki yıldan dört yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adlî para cezasıdır (TCK m.227/2). Adli para cezasının alt sınırı beş günden az olamaz. Çocuğu fuhşa sürükleme suçunun cezası dört yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezasıdır (TCK m.227/1). Fuhşa teşvik amacıyla hazırlanmış görüntü, yazı ve sözleri içeren ürünleri sağlama suçunun cezası bir yıldan üç yıla kadar hapis ve iki yüz günden iki bin güne kadar adli para cezasıdır (TCK m.227/3). Fuhuş suçlarından dolayı tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur (TCK m.227/7). Fuhşa sürüklenen kişi, tedaviye veya psikolojik terapiye tâbi tutulabilir (TCK m.227/8).

ZAMANAŞIMI

Yetişkini fuhşa teşvik suçunun cezası iki yıldan dört yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adlî para cezası, fuhşa teşvik amacıyla hazırlanmış görüntü, yazı ve sözleri içeren ürünleri sağlama suçunun cezası ise bir yıldan üç yıla kadar hapis ve iki yüz günden iki bin güne kadar adli para cezası olarak gösterilmiştir. Bu suçlarda dava zamanaşımı, suçun işlendiği tarihten itibaren sekiz yıldır (TCK m.66/1-e). Dava zamanaşımını kesen sebeplerin varlığı halinde, zamanaşımı süresi en fazla on iki yıl olabilir (TCK m.67/4). Suçun işlendiği sırada fail, on iki yaşını doldurmuş olup da henüz on beş yaşını doldurmamış ise bu sürelerin yarısı, on beş yaşını doldurmuş olup da henüz on sekiz yaşını doldurmamış ise bu sürelerin üçte ikisinin geçmesi zamanaşımının dolması için yeterli sayılacaktır (TCK m.66/2).

Çocuğu fuhşa sürükleme suçunun cezası dört yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası olarak gösterilmiştir. Bu suçta dava zamanaşımı, suçun işlendiği tarihten itibaren on beş yıldır (TCK m.66/1-e). Dava zamanaşımını kesen sebeplerin varlığı halinde, zamanaşımı süresi en fazla yirmi iki buçuk yıl olabilir (TCK m.67/4).

MUHAKEMEYE İLİŞKİN HUSUSLAR

Fuhuş suçları resen soruşturulup kovuşturulan suçlardandır. Bu suçları yargılamak, asliye ceza mahkemelerinin görevi içindedir. Fuhuş, internet erişimin engellenmesine konu olan suçlardandır.

YARGITAY KARARLARI

Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2011/290 E. 2011/3055: Sayılı kararında mağdurların fuhuşu kendi istekleriyle yaptıklarına yönelik beyanlarını değerlendirmiştir.”Mağdurelerin tüm aşamalarda fuhşu kendi istekleriyle yaptıklarına yönelik beyanları, Mağdure S’nin daha önce başka kişilerin yanında fuhuş yaptığını belirtmesi, mağdure K’ nın iki kere fuhuş yaparken yakalanıp, yurda yerleştirilmesine rağmen buradan kaçarak fuhuş yapmaya devam etmesi ve tüm dosya kapsamına göre yanlış değerlendirme ile sanıklar hakkında TCK’nın 3/1 ve 61. Maddeleri uyarınca orantılılık, hak ve nefaset ilkelerine aykırı olarak üst sınırdan ceza verilmesi hukuka aykırıdır” denmektedir.

Yargıtay mağdurların fuhşu kendi istekleriyle yaptıklarına yönelik beyanları ile bu istek ve ısrarlarını gösteren davranışlarını dikkate alarak, fuhşa teşvik edenler bakımından üst sınırdan ceza takdir edilmesini hukuka aykırı bulmuştur.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2010/1440 E. 2010/5953: Sayılı kararında evlenme vaadinde bulunup, yol giderlerini de karşılayarak Türkiye’ye getirdiği mağdureyi, dönüş parası olmayan mağdureyi ikna ederek fuhşa teşvik eden failin durumunu değerlendirmiştir. Yargıtay somut olay bakımından cebir ve tehdit kullanmak ya da hile yaparak çaresizliğinden yararlanma ağırlaştırıcı nedenlerinin gerçekleşmediği sonucuna varmıştır. Yargıtay göre çaresiz duruma düşmekten,hayatını devam ettirmek bir yerde kalmak ve iş bulmak konusunda yapacak bir şeyi olmayan kimseyi anlamak gerektiğini kabul etmektedir. Yargıtay somut olayda mağdurenin üstesinden gelemeyeceği derecede çaresiz bir durum bulunmadığını kabul etmiştir.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2006/10550 E. 2009/9829: Sayılı kararında fuhuş yapmak için kurulan örgüte üye olarak, mağdurları temin eden faillerin durumunu değerlendirmiştir. Yargıtay bu kararında; hangi sanığın hangi mağdurun fuhuş yapmasına aracılık yaptığı yahut teşvik ettiğinin ayrıca belirlenmesi, yapılacak belirlemeye göre ceza takdir edilmesi gerektiğini kanaat getirmiştir. Zira cebir ve tehdit uygulanan mağdureler için aracılık eden sanıklar ile kendi istekleriyle fuhuş yapan mağdureler için aracılık yapan sanıkların cezai durumları farklı olacaktır.

Kolluk Görevlisinin Müşteri Kılığına Girerek Fuhuş Suçunu Yakalaması

Kolluk görevlileri, yazılı veya sözlü bir görevlendirme olmadan müşteri gibi sanığı aramış ve fuhuş için bir kadın temin edip etmeyeceğini sormuştur. Sanıktan fiyat öğrenildikten sonra sanığın tarif ettiği adrese gidilmiş ve mağdurla fuhuş yapmak için para vermiştir. Odaya geçtikten sonra kolluk görevlisi kimliğini açıklamış, Cumhuriyet savcısına haberdar edilmiştir.

Sanık hakkında asliye ceza mahkemesi tarafından fuhuş suçundan yargılama yapılmış, mahkumiyet kararı verilmiştir. Mahkumiyet kararına karşılık temyiz başvurusunda bulunulmuştur.

Yargıtay, kolluk görevlilerinin kendilerine suç ihbarı veya şikayet olmadan yetki kazanılamayacağı belirtilmiştir. Kolluk görevlileri Cumhuriyet savcısının emri olmadan, yetki kazanılmadan, elde edilen delillerin delil niteliği olmadığından hükme alınamayacağı gözetilmiştir. Ayrıca mahkeme tarafından sanık hakkında hapis cezası yanında adli para cezasına hükmedilmediği tespit edilmiştir. Sanığın temyiz nedeni yerinde görülerek mahkemenin kararına karşılık bozma yönünde karar verilmiştir. (Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2017/5113 Esas, 2019/10342 Karar)

MAĞDURUN FUHŞA TEŞVİK EDİLDİĞİNE DAİR SOYUT İDDİADA BULUNMASI

Sanık hakkında asliye ceza mahkemesi tarafından fuhuş suçundan yargılama yapılmış, sanık ise savunmasında mağdura yönelik olarak müşteri temin etmediğini ve para almadığını belirtmiştir. mahkumiyet kararı verilmiştir. Karara karşılık temyiz başvurusunda bulunulmuştur.

Yargıtay, mahkemenin dosyasının incelemesine mağdurun fuhşa teşvik, fuhuş için aracılık olarak sanık adına bulunmuş olduğu soyut iddia dışında herhangi bir delile rastlamamıştır. Bu nedenle sanığın mahkumiyetine yeterli derecede somut, kesin ve inandırıcı delil olmadığı tespit edilmiştir. Mahkemenin yetersiz gerekçeyle mahkumiyet kararı verildiği tespit edildiğinden bozma yönünde karar verilmiştir. (Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2017/7561 Esas, 2019/10303 Karar)

FUHŞA YER TEMİN ETMEK

Sanık hakkında asliye ceza mahkemesi tarafından fuhuş suçundan yargılama yapılmıştır. Sanık kollukta vermiş olduğu savunmada başkasına ait olan eve müşteriyi ve dışarıda olan mağduru ise çağırdığını, ancak müşterinin mağduru istemediği için ilişkiye girmediklerini belirtmiştir. Ancak Cumhuriyet savcısında vermiş olduğu savunmada, mağdurun arkadaşı olduğunu ve borcu olması nedeniyle eve giderek başka kişilerle birlikte olarak para kazanmak istediğinden eylemde bulunduğunu belirtmiştir. Bu olay dışında fuhuş eyleminde bulunmadığını savunmada ifade etmiştir. Sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmiş, karara karşılık temyiz başvurusunda bulunulmuştur.

Yargıtay, dosya incelemesine mağdurun kollukta vermiş olduğu ifadede, sanığın kendisini aradığını ve şehir dışından müşteri geleceğinin bilgisini verdiğini, grup ilişki için davetini kabul ettiğini, sanık ve kendisinin bu müşteriyle ilişki girdiğini belirtmiştir. Ancak mağdur ifadesinde, müşterinin para vermediğini, bu nedenle müşteriye kızdığını da ifadesine eklemiştir. Mahkemenin sanığın fuhşa aracılık ettiğine dair dinlenilen tanık sıfatının beyanı alındığı, ancak ne şekilde aracılık ettiği ve nerede gerçekleştiğine dair detaylı bilgisine başvurulmadığı tespit edilmiştir. Mahkemenin kurmuş olduğu hükümde, deliller ve hangi beyana neden itibar edildiğine dair açıklanmadan, eksik gerekçeyle hüküm kurulduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle mahkemenin kararına karşılık bozma yönünde hüküm kurulmuştur. (Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2017/5517 Esas, 2019/10236 Karar)

FUHUŞTA BASILMAK

Sanık hakkında asliye ceza mahkemesi tarafından yargılama yapılmış, mahkumiyet kararı verilmiştir. Mahkumiyet kararına karşılık sanık müdafii tarafından temyiz talebinde bulunulmuştur.

Yargıtay, dosya incelemesinde sanığın suçlamayı kabul etmemiş, fuhuş amacıyla o eve gittiğini belirtmiş ve müşteri kılığına giren polislerin eve gittiği vakit sanığın evde olmadığına ve sonradan geldiğine dair beyanı olduğunu tespit etmiştir. Ancak dosyada mağdurlar ile sanığın beyanlarının bir olmadığı görülmüştür. Mahkeme tarafından ev sahibinin evi kiraya vermiş olduğu kişinin teşhis işlemi yaptırmadan hüküm kurması hukuka uygun bulunmamıştır. Tutanağı tutan kişilerin detaylı olarak tanıklıkta bulunması, detaylı incelemenin yapılması gerektiği belirtilmiştir. Mahkemenin eksik incelemeyle hüküm kurmasına karşılık bozma yönünde karar verilmiştir. (Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2017/3756 Esas, 2019/9959 Karar)

FUHUŞ SUÇUNDA YAKALANAN ERKEK CEZASI

Sanık hakkında asliye ceza mahkemesi tarafından fuhuş suçundan yargılama yapılmış, sanık ise savunmasında mağdurların evine misafirlik için gittiğini belirtmiştir. Sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmiş, karara karşılık temyiz başvurusunda bulunulmuştur.

Yargıtay, dosya incelemesinde mağdurların sanığın savunmasını doğruladığını ancak apartman sakini olan tanıkların ise eve çok sayıda erkek şahsın girip çıktığı yönünde beyanda bulunduğunu tespit etmiştir. Bunun yanında dosyada sanığın kapıyı çalan polis memurlarının içeri alınması mahkeme tarafından delil teşkil etmediği gözetilmemiştir. Mahkeme kurmuş olduğu hükümde sanığın mahkumiyetine yeterli, kesin ve inandırıcı delillerin neler olduğunu belirtmemiştir. Bu nedenle karar eksik ve yetersiz gerekçeyle kurulmuştur. Bunun yanında suçun mağduru olarak dosyada birden fazla mağdurun bulunduğu ve suçun mağdurlar sayısınca oluşacağı gözetilmeden hüküm kurulacağı gözetilmemiştir. Bütün bu gerekçelerle sanık hakkında kurulan hüküm adına bozma yönünde karar verilmiştir. (Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2017/5122 Esas, 2019/9065 Karar)

LOKALDE FUHUŞ YAPILDIĞI İDDİASI

Sanık, dosyaya konu olan lokalde garson olarak çalışmaktadır. Sanık hakkında asliye ceza mahkemesi tarafından fuhuş suçundan yargılama yapılmış, sanık ise savunmasında üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiş ve yalnızca içilen içki karşılığında tanık tarafından verilen parayı aldığını ifade etmiştir. Mahkeme mahkumiyet kararı vermiş, mahkemenin kararına karşılık temyiz başvurusunda bulunulmuştur.

Yargıtay, dosyada mahkemenin tanık tarafından ne kadar para verildiği, lokale ilişkin kamera görüntülerinde de yalnızca mağdur ile tanığın dans ederken görüldüğü anlaşılmıştır. Mahkeme sanık hakkında kurmuş olduğu hükümde soyut iddialara dayandığı, cezalandırmaya yetecek şekilde olmayan somut delil bulunmadığı gözetilmeden hüküm kurulduğu tespit edilmiştir. Bu nedenlerle mahkemenin kararına karşılık bozma yönünde karar verilmiştir. (Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2017/4647 Esas, 2019/8810 Karar)

FUHUŞ SUÇUNDAN BERAAT KARARI VERİLMESİ

Sanık hakkında asliye ceza mahkemesi tarafından fuhuş suçundan beraat kararı verilmiş, karara karşılık mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz talebinde bulunulmuştur.

Sanık, kollukta vermiş olduğu ifadede, sanığın ikameti başka birisiyle birlikte kiraladığını mağdurun ise arada sırada müşterilerini eve getirdiğini ve müşterileriyle ilişkiye girdiğini belirtmiştir. Sanık yardım amacıyla müştekiye evi kullandırdığını savunmasında ifade etmiştir.

Yargıtay, dosya incelemesinde mağdurun olay günü tanıkla fuhuş için anlaştığını, anlaşma sonrası eve geçtiğini ifade etmiştir. Sanık, diğer tanığı ev sahibi olarak belirtmiş olsa da tanık mahkemedeki beyanında kira sözleşmesinin kendisi tarafından düzenlenmediğini ve üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığını söylemiştir. Sanıklar hakkında eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle hüküm kurulmuş olduğundan hükmün bozulması yönünde karar verilmiştir. (Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2017/4605 Esas, 2019/8379 Karar)

GÜZELLİK SALONUNDA FUHUŞ YAPILDIĞI İDDİASI

Sanığın ruhsat sahibi olduğu güzellik salonunda fuhuş yapıldığı iddiasında bulunulmuştur. Sanık hakkında asliye ceza mahkemesi tarafından fuhuş suçundan yargılama yapılmış, sanık savunmasında güzellik merkezinin fuhuş yeri olarak kullanıldığından haberi olmadığını, olay tarihinden 8-9 ay öncesine kadar başkasına devrettiğini, muhasebecisine talimat verdiğini belirtilmiştir. Mahkeme mahkumiyet kararı vermiş, karara karşılık temyiz başvurusunda bulunulmuştur.

Yargıtay, dosya incelemesinde sanığın olay yerinde olmadığının belirtildiğini tespit etmiştir. Bunun yanında güzellik merkezine gelen polis memuru olan tanığın para alışverişinin masaj işlemine yönelik olduğu ve mağdurun polis memuruna fuhuş teklifinde bulunmadığı ancak polis memurunun kendisine fuhuş teklifinde bulunduğunu ve kabul etmediğini beyan etmiştir. Bunun yanında iş yerinde masöz olarak çalışan kadınlar ifadesinde kendisini işe alan kişinin iş yerini devralan kişi olduğunu belirtmişlerdir. Olay yerinde yakalanan tanıklar ise suça konu olan iş yerinde fuhuş yapıldığına dair bilgisi olmadığını ifadede belirtmişlerdir. Mahkemenin dosyasına bakıldığında sanığa itham olunan fuhuş suçuna dair somut, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, bu nedenle beraat kararı verilmesi gerektiği belirtilmiştir. (Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2017/4669 Esas, 2019/8336 Karar)

FUHUŞ SUÇUNDA ZAMANAŞIM SÜRESİNİN AŞILMASI NEDENİYLE DÜŞME KARARI VERİLMESİ

Sanık hakkında asliye ceza mahkemesi tarafından fuhuş suçundan yargılama yapılmış, beraat kararı verilmiştir. Sanık hakkında verilen beraat kararına karşılık temyiz başvurusunda bulunulmuştur.

Yargıtay, dosya incelemesinde fuhuş suçunun 8 yıllık olağan dava zamanaşım süresinin temyiz inceleme süresinde dolduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle mahkemenin vermiş olduğu karara karşılık hükmün bozulması yönünde karar verilmiştir. (Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2017/2593 Esas, 2019/8200 Karar)

FUHUŞ SUÇUNDAN VERİLEN BERAAT KARARINA KARŞILIK BOZMA YÖNÜNDE KARAR VERİLMESİ

Sanık hakkında asliye ceza mahkemesi tarafından fuhuş suçundan yargılama yapılmış, beraat kararı verilmiştir. Mağdurlar, soruşturma aşamasında fuhuş yapmak için otele geldiklerini beyan etmiş, tanık ise mağdurla daha önceden otelde birlikte olmak için buluştuğunu belirtmiştir. Bütün bu beyanlara rağmen sanık hakkında beraat kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. Bu nedenle hükmün bozulması yönünde karar verilmiştir. (Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2017/7558 Esas, 2019/8022 Karar)

FUHUŞ VE KİŞİYİ HÜRRİYETİNDEN YOKSUN KILMA SUÇLARININ BİRLİKTE İŞLENMESİ

Sanık ile mağdurun birlikte fuhuş yaptıktan sonra mağdurun daha fazla fuhuş yapmak istememesi üzerine sanıklar yanından kaçmış ve arkadaşının evine sı1ğınmıştır. Mağdurun kaldığı evi öğrenen sanıklar, eve gelerek mağduru zorla araca bindirmiştir. Sanık, mağdura araç içinde mağdura tokat atmış, mağdurun kıyafetlerini zorla çıkarttırmış ve çıplak halde fotoğraflarını çekmiştir. Sanık, çekmiş olduğu fotoğrafları tanındığı tüm ortamlara dağıtacağını söyleyerek fuhuş yapmaya devam etmek istediğini söylemiştir. En son mağduru, aldığı eve bırakmış, diğer sanığın talimatıyla mağdurun üzerinden kapıyı kilitlemiş ve evden ayrılmıştır. Mağdur, apartman boşluğunda bulunan pencereden kaçarak şikayetçi olmuştur. Sanık hakkında asliye ceza mahkemesi tarafından kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve fuhuş suçlarından yargılama yapılmış, mahkumiyet kararı verilmiştir. Yargıtay, dosya incelemesinde sanığın işlemiş olduğu suçlara karşılık mahkemenin eksik ceza tayininde bulunduğunu belirtmiştir. Bu nedenlerle mahkemenin vermiş olduğu karara karşılık bozma yönünde karar verilmiştir. (Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2019/2491 Esas, 2019/4181 Karar)

BAŞKASIYLA PARA KARŞILIĞINDA İLİŞKİYE GİRMESİ İÇİN ŞANTAJDA BULUNMA

Sanık ile mağdur, olayın gününden önce tanışmış olup sanık 23 yaşında olan mağdurla rıza dahilince cinsel birliktelik yaşamıştır. Ardından sanık, mağdurun başkasıyla birlikte para karşılığında cinsel ilişkiye girmesini istemiş, mağdur ise olumsuz yanıt vermiştir. Bunun üzerine sanık, elinde kendisi tarafından gönderilen mesajlar olduğunu ve görüntü kayıtlarının bulunduğunu söyleyerek şantajda bulunmuştur.

Sanık hakkında ağır ceza mahkemesi tarafından nitelikli cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, şantaj ve fuhuş suçlarından yargılama yapılmıştır.

Yargıtay, dosya incelemesinde fuhuş suçunun tehditle işlendiğinin belirtilmesi, suça konu olan mesaj ile görüntü kayıtlarının temin edilmemesi nedeniyle sanığı cezalandırılmasına yeterli delil olmadığını saptamıştır. Sanığın şantajda bulunduğuna dair somut delil olmadığından sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken mahkumiyet kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. Tüm bu nedenlerle mahkemenin kararına karşılık bozma yönünde karar verilmiştir. (Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2015/2402 Esas, 2019/8342 Karar)

AYNI MAĞDURUN BİRDEN FAZLA KEZ FUHUŞ YAPMASINA ARACILIK EDİLMESİ

Sanık hakkında asliye ceza mahkemesi tarafından fuhuş suçundan yargılama yapılmış, mahkumiyet kararı verilmiştir. Verilen karara karşılık temyiz başvurusunda bulunulmuştur.

Yargıtay, dosya incelemesinde mahkemenin vermiş olduğu hükümde eksiksiz biçimde, özleri değişmeksizin tartışıldığı ve kesin, tutarlı, çelişmeyen verilere dayanarak eylemin doğru nitelendirildiği tespit edilmiştir. Değişik zamanlarda aynı mağdurun birden fazla kez fuhuş yapmasına aracılık yapılması şeklinde olan eylem nedeniyle zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği ancak aleyhe temyiz olunmadığından bozma yapılamayacağına karar verilmiştir. Tüm bu nedenlerle mahkemenin kararına karşılık onama yönünde karar verilmiştir. (Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2018/1550 Esas, 2019/5219 Karar)

MAHKEMENİN EKSİK İNCELEMEYLE HÜKÜM KURMUŞ OLMASI

Tanık, vermiş olduğu ifadede, fuhuş eyleminin gerçekleştiği evin kızına ait olduğunu ancak evle kendisinin ilgilendiğini belirtmiştir. Tanık, evi sanığa kiraya verdiğini ve 10 gün önce de sanığın kendisini arayarak evi başka birine kiraladığını vermiştir. Sanık ise beyanında evi başkasına kiraladığını ve kiraladığı kişinin kimlik bilgilerini de ifade de belirtmiştir. Kiraya vermiş olduğu kişinin şehir dışında olduğunu ve şehir dışına çıkarken evi arkadaşına verdiğini ancak geri geleceğini de ifade etmiştir. Tutanakta ismi geçen polis memurları da yapılan telefon görüşmesinde sanığın anlatımını doğrular nitelikte beyanda bulunmuştur. Sanık hakkında asliye ceza mahkemesi tarafından fuhuş suçundan yargılama yapılmış, mahkumiyet kararı verilmiştir. Karara karşılık temyiz başvurusunda bulunulmuştur.

Yargıtay, dosya incelemesinde dosyaya sunulan kira kontratında kiraya veren olarak belirtilen imzanın dikkate alınması gerektiği, tanık olarak dinlenilmesi gerektiği ve sanıkla alt kira ilişkisinin bulunup bulunmadığının incelenmesinin şart olduğu belirtilmiştir. Mahkeme sanık hakkında kurulan hükmün eksik olarak kurulmuş olması nedeniyle bozma yönünde karar vermiştir. (Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2016/17472 Esas, 2019/1660 Karar)

OTELDE MÜŞTERİLERLE İLİŞKİYE GİRİLMESİ

Mağdurlar beyanında, otel çalışanlarının kendisini tanıdığını ve gece yarısı sonrasında otelde konaklayan erkek müşterilerinin kapılarını çalarak ilişki isteyip istemediklerini sormuştur. Mağdurlar, ücrette anlaştığını, müşteriler ile otelde ilişkiye girdiklerini, yatak ücreti olarak 20 TL verdiğini ifade etmiştir. Bütün bu durumdan otelin sahipleri ve çalışanları tarafından bilindiği de ifadeye eklenmiştir. Polisin gelmesiyle müşteriler odadan çıkmış, kendileri için oluşturulan çatı katına saklanmıştır.

Sanık hakkında asliye ceza mahkemesi tarafından fuhuş suçundan yargılama yapılmış, beraat kararı verilmiştir. Sanık hakkında verilen beraat kararına karşılık temyiz başvurusunda bulunulmuştur.

Yargıtay, dosya incelemesinde polis memurlarının otele fuhuş için aracılık edildiği, fuhuş için yer temin edildiği anlaşılmıştır. Bu nedenle kanuna aykırı ve mahalli Cumhuriyet Savcısının temyiz nedeni yerinde görülerek bozma yönünde karar verilmiştir. (Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2016/14213 Esas, 2019/1534 Karar)

MAHKEMENİN YETERSİZ GEREKÇEYLE HÜKÜM KURMASI

Sanık, kendisiyle aynı işi yaparak geçimini sağlayan mağdurun kalacak yeri olmaması nedeniyle sanığın evine taşınmıştır. Mağdur vermiş olduğu ifadelerde sanığın fuhuş için aracı olmadığını, fuhuş yapmadığını belirtmiştir. Sanık hakkında asliye ceza mahkemesi tarafından fuhuş suçundan yargılama yapılmış, mahkumiyet kararı verilmiştir. Karara karşılık temyiz başvurusunda bulunulmuştur.

Yargıtay, olayın olduğu gün tanığın da evde bulunduğunu, tanığın aynı zamanda mağdurun sevgilisi olduğu ve mağdur ile tanığın mahalle marketinde defalarca alışveriş yaptığına dair görüntülerin bulunduğunu ifade etmiştir. Ayrıca tanık, mağdurun ev bulamaması nedeniyle tanıkla görüştüğünü ve sanığın evinde kira ödeyerek kalabileceğini söyledikten sonra sanıkla birlikte yaşadıklarını beyanında ifade etmiştir. Tanığın mağdurla “doğrudan” konuşarak irtibata geçtiği ve akabinde eve geldiği beyan edilmiştir. Mahkeme, beyanlar karşısında sanığın fuhuş için yer temin etmesi ve eylemin nasıl gerçekleştiğine dair detaylı, yeterli gerekçe sunmadan hüküm kurmuştur. Mahkemenin eksik kovuşturma ile hüküm kurması hukuka aykırı olduğundan bozma yönünde karar verilmiştir. (Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2016/17036 Esas, 2019/1280 Karar)

SANIKLARIN BİRDEN FAZLA MAĞDURUN FUHUŞ İÇİN ARACI OLMASI

Sanık, mağdurları fuhuş yaptırmak amacıyla arabayla müşterileri götürmüş, diğer sanık ise otelde fuhuş yapılmasına yer sağladığı iddiasıyla sanıklar hakkında asliye ceza mahkemesi tarafından fuhuş suçundan yargılama yapılmıştır.

Yargıtay, mahkemenin sanıkların müşterek fail olarak sorumlu tutması gerekirken yardım eden olarak sorumlu tutulması hukuka uygun bulunmamıştır. Bu nedenle eksik ceza tayini edildiği tespit edilmiştir. Sanıklar değişik zamanlarda mağdurların birden fazla fuhuş yapmasına aracılık etmiş, Türk Ceza Kanunu’nun 43. maddenin uygulanmadığı tespit edilmiştir. Ancak aleyhe temyiz olmadığından temyiz konusu edilmemiş olup onama yönünde karar verilmiştir. (Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2016/17841 Esas, 2019/605 Karar)

FUHUŞ YAPAN KADININ KARTVİZİTİNİ TRAFİKTE YERLERE ATMASI

Sanık hakkında asliye ceza mahkemesi tarafından fuhuş suçundan yargılama yapılmış, mahkumiyet kararı verilmiştir. Karara karşılık temyiz başvurusunda bulunulmuştur.

Sanık, fuhuş yapan kadının isim ve telefon numarası yer alan kartvizitleri seyir halinde motorsikletle devam ederken yerlere doğru fırlatmıştır. Sanık hakkında Türk Ceza Kanunu’nun belli hakları kullanmaktan yoksun kalma düzenlemesi olarak 53. maddesinin 1. fıkrasının b bendinde belirtilen seçme ve seçilme ehliyetinden yoksun bırakma 08/10/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesi’nin kararıyla iptal edilmiştir. Bu nedenle sanık hakkında kurulan hükmün bozulması yönünde karar verilmiştir. (Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2016/18750 Esas, 2019/283 Karar)

MASÖZ OLARAK ÇALIŞIP MÜŞTERİLERİYLE CİNSEL İLİŞKİYE GİRDİĞİ İDDİASI

Sanık bir dönem masöz olarak çalışmış, müşterileriyle cinsel ilişkiye girdiğini kabul etmiştir. Sanığın masöz olarak çalıştığını iddia ettiği masaj salonu hakkında soruşturma başlatılmıştır. Soruşturmada, dinleme kararı alınmış ve sanığın iletişimi tespit edilmiş, ancak fuhşa aracılık ettiği kişilerde açık kimlik tespit edilememiştir. Sanık telefon konuşmalarında ispatlanmamış olan kod isimlerine dayanarak kadınlardan bahsetmiştir. Sanık hakkında asliye ceza mahkemesi tarafından fuhuş suçundan yargılama yapılmış, mahkumiyet kararı verilmiştir. Karara karşılık temyiz başvurusunda bulunmuştur.

Yargıtay, dosya incelemesinde, fuhuş suçunda adı geçen mağdurların varlığının tam olarak araştırılmadan, mağdurun kaç kişi olduğu tespit edilmeden hüküm kurulduğunu tespit etmiştir. Mağdurların açık kimlik tespitinin yapılması ve mağdur sıfatıyla ifadelerine başvurulması yapılmadan kurulan hüküm hukuka aykırı bulunmuştur. Mahkeme eksik inceleme ve araştırmayla mahkumiyet kararı vermiştir. Bunun yanında dosyada suçtan dolayı mağdur olan kişi sayısı üç olarak belirtilmiş olmasına ve aynı mağdurlara birden fazla fuhuş yapılmasına rağmen zincirleme suç hükümleri uygulanmamıştır. Tüm bu nedenlerle sanık hakkında kurulan hükme karşılık bozma yönünde karar verilmiştir. (Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2016/18765 Esas, 2019/42 Karar)

SANIĞIN FUHUŞ SUÇU İŞLENMESİ İÇİN YER TEMİNİ SAĞLAMASI

Sanık hakkında asliye ceza mahkemesi tarafından fuhuş suçundan yargılama yapılmış, sanık suçlamayı reddetmiş ve beraat kararı verilmiştir. Beraat kararına karşılık temyiz başvurusunda bulunulmuştur.

Yargıtay, dosya incelemesinde mağdurların sanığın savunmasına benzer nitelikte ifadede bulunduğunu tespit etmiştir. Ancak tanıklar beyanında mağdurlar ile fuhuş için pazarlık ettiğini, önce mağduru telefonla aradığını ve söylediği yere gittiğinde 2 kadın ve 3 erkek bulunduğunu ancak sanık evin dolu olması nedeniyle başka bir eve gidileceğini söylediğini belirtmiştir. Akabinde araziye gidilmiş ve sanıkların kadınları çalıştırdığını anlamıştır. Diğer tanık ise olayı aynı şekilde anlatmış ve araziye gittiklerinde “bu seferlik arabada görüşün, bugünlük böyle olsun” dediğini belirtmiştir. Kadınlardan birisinin de sanığa para verdiğini ve sanığa 500 TL borcu kaldığını söylemiştir. Tanıkların anlatımıyla sanıkların mağdurların fuhuş yapabilmesi için yer temin ettiği tespit edilmiştir. Bu nedenle sanıklar hakkında verilen beraat kararı hukuka aykırı bulunmuştur. Bu nedenle mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazı yerinde görülerek hükmün bozulması yönünde karar verilmiştir. (Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2016/9056 Esas, 2018/14540 Karar)

FUHŞUN ULUSLARARASI BOYUTU

Fuhuş, ortaya çıktığı zamandan günümüze kadar önemli bir konu olarak uluslararası alanda kendine yer bulmaktadır. Konu bir yandan her ülkenin bakış açısına göre değişen kendi içsel bir sorunu olmakla birlikte, diğer yandan ilerleyen teknoloji ile özellikle iletişimde ve ulaşımda sağlanan kolaylıklar nedeniyle suç teşkil eden fiiller açısından ülkelerin ortak hareket etmesini gerektiren bir boyuta ulaşmıştır.

Meseleye bu açıdan bakıldığında konu milletlerarası bir nitelik kazanmaya doğru gitmiş ve bazen aynı suç çeşitli unsurları itibariyle ayrı ayrı ülkelerde işlenebildiğinden, çok sayıda devletin aynı anda ilgilenmesinin, devletlerin müşterek ve genel menfaatlerini ilgilendirmesinden ötürü etkin bir mücadelenin sağlanabilmesi içinse bu devletlerin ortak hareket etmesinin gerekliliğini doğurmuş, bunun sonucunda da özel ve resmi milletlerarası çeşitli kongre ve konferanslar toplanmıştır. Bu toplantıların başta gelen amacı, devletlerin sözü geçen suç konusunda mevzuatlarındaki eksiklikleri tamamlaması ve bu suretle suçun milletlerarası planda cezalandırılmasını ve sözü geçen hükümlerin uygulanmasını mümkün kılmak için birlik içinde hareket etmelerini sağlamak olmuştur.

Bu husustaki ilk girişimler özel kuruluşlarca başlatılmıştır, ancak mesele özünde devletleri ilgilendirmekte olduğundan ve onlar tarafından gerekli tedbirler alınmadıkça gerçek ve ciddi bir mücadele sağlanamayacağının anlaşılmış olmasından ötürü konuya ilişkin milletlerarası bir sözleşme yapılmasının gerektiği kanaatine varılmıştır.

Türkiye’nin de onayladığı ve gerekçesinde belirtildiği üzere 5237 S. TCK’nın fuhuş suçlarıyla ilgili 227. maddesi düzenlenirken esas alınan bu sözleşmeler şunlardır; 4 Mayıs 1910 tarihli Beyaz Kadın Ticaretinin Zecren Men’ine Dair Milletlerarası Sözleşme, 30 Eylül 1921 tarihli Kadın ve Çocuk Ticaretinin Men ve Zecrine Dair Beynelmilel Cenevre Mukavelesi, 11 Ekim 1933 tarihli Reşit Kadın Ticaretinin Men’ine Dair Beynelmilel Cenevre Mukavelesi ve 2 Aralık 1949 tarihli İnsan Ticaretinin ve Başkasının Fuhşunu Sömürmenin İlgası Hakkında Sözleşme.

 AVRUPA KONSEYİ’NİN FUHUŞLA İLGİLİ GÖRÜŞÜ

Tarih boyunca ve günümüzde de toplumların fuhşa bakış açısı ve buna dayalı olarak benimsediği tutum, o toplumun ekonomik ve kültürel yapısı ile sıkı bağlantı içinde olmuş ve toplumun gelişimine paralel bir seyir izleyerek zaman içinde değişim gösterebilen bir nitelikte olmuştur. Özellikle zorla yaptırılan fuhuş, insan ticaretinin önlenmesini amaçlayan insan haklarına ilişkin uluslararası metinlerde, cinsel şiddet ve sömürü olarak tanımlanmakta ve insan onuru ile bağdaşmayan bir olgu olarak görülmektedir; ancak diğer yandan kişinin kendi özgür iradesi ile fuhuş yapmayı ve bu yolla geçinmeyi tercih etmesi, kişinin özel hayatının gizliliği ve vücudu üzerinde serbestçe tasarruf etme hakkı kapsamında değerlendirilebilecek niteliktedir.

AİHM’nin “Tremblay/Fransa352” kararı da yukarıda belirtilen ve toplumların konuya ilişkin olarak içinde bulunduğu bu çelişkileri yansıtmaktadır. Karara konu olayda kısaca, Fransız vatandaşı bayan Viviane Tremblay, fuhuş yapan kişilerin bundan kurtarılması amacıyla oluşturulan bir fondan yararlanmak için başvurmuş ve kendi adına ve hesabına bağımsız çalışan sigortalı olarak kaydedilmiş; ancak Paris Sosyal Güvenlik Mahkemesi tarafından bu kaydın yok sayılması ile sonuçlarının ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir. Bayan Tremblay buna karşılık AİHM’ne başvurmuş, uzun süredir fuhuştan kurtulmaya çalıştığını, ancak düzenlenen programdan yararlanabilmesi için prim ödemek zorunda bırakıldığından bu primleri ödemeyebilmek için fuhuş yapmaya devam etmesi gerektiğini, bu durumun da Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3. maddesine onur kırıcı muamele olması bakımından, 4. maddesine ise zorla çalıştırma olması bakımından aykırılık teşkil ettiği iddiasında bulunmuştur.

Anılan karara konu olayda dikkat çekici husus, Paris Sosyal Güvenlik Mahkemesi tarafından verilen kararın gerekçesidir. Buna göre fuhşun meslek sayılması mümkün görülmemiştir. Bir faaliyetin meslek sayılabilmesi için, gelirin serbest bir şekilde elde edilmesi ve dolaşımı önemli olup bir meslek çerçevesinde elde edilen gelirden kişinin eşi, ailesi ve arkadaşlarının da faydalanmasının muhtemel olduğu belirtilmiştir. Fransız Ceza Kanunu uyarınca bir kişinin fuhuş yapmasından çıkar sağlayan veya fuhuştan elde edilen kazancı paylaşan veya fuhuştan gelir elde eden bir kişiden para yardımı alan kişinin de fuhuş için aracılık yapan kişi sayıldığının belirtildiğine atıf yapılarak durumun suç olarak düzenlenmiş olması nedeniyle fuhşun yasal bir şekilde sigortalanmayı gerektiren bir mesleki faaliyet olmadığı sonucunun doğduğu kanaatine varılmıştır.

AİHM tarafından yine fuhuş konusuna ilişkin olarak daha önce verilmiş F./İsviçre kararında, konu ilk kez ele alınmış, eşcinsel fahişe olarak faaliyet gösterdiği için hapis cezası alan başvurucu F. bu durumun AİHS’nin 8. maddesinde yer alan özel hayatın gizliliği hakkına yönelik bir ihlal olduğunu iddia etmiştir. Başvuru, para karşılığı kurulan ve meslek edinilen cinsel ilişkilerin fuhuş kapsamına girdiğini, bu nedenle de sözleşmenin 8. maddesi çerçevesinde değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle reddedilmiştir. Ancak anılan karar, gerekçesinde her ne kadar fuhuş bir meslek olarak kabul edilmese de, aynı zamanda eleştirilmeyen bir olgu da olması, neredeyse bir insan hakkıymış gibi değerlendirilmesi sebebiyle eleştirilmiştir.

FUHŞA DAİR GENEL YAKLAŞIMLAR VE YORUMLAMALAR

Türk Ceza Kanunu hükümleri gereğince, bir kimsenin fuhuş yapması için teşvik, aracılık, yer temini vb. faaliyetler suç olarak düzenlenmiş, bağımsız olarak kendi iradesi ile fuhuş yapan kişinin bu eylemi ise herhangi bir cezai yaptırıma bağlanmamıştır. Bununla birlikte devlet, bazı nedenlerden ötürü genelevlerin açılmasına, genel kadınların bu yerlerde çalışmasına izin vermektedir. Şüphesiz ki bu sebepler arasında fuhşun her yere yayılması yerine belli bazı noktalarda toplanarak denetim altına alınması ve sağlık kontrolleri ile bulaşıcı hastalıkların önüne geçilmesi başta gelmektedir. Bu da gösteriyor ki konunun suç ile ilgili alanının dışında kalan boyutunu geneleve gidip para ödeme suretiyle kurulan cinsel ilişkiler oluşturmaktadır.

Her ne kadar bu yol mevcut yasal düzenlemelere uygun olsa da beraberinde bazı olumsuzluklar da getirmektedir. Genelevler ve buralarda çalışan kadınların sorunları yanında, kayıt altında olmadan fuhuş yapan kişilerin yarattığı daha büyük sorunlar da bulunmaktadır. Bir yandan kayıt dışı yürütülen faaliyetler önlenmeye ve kayıt altında fuhuş yapan kişilerin koşullarının iyileştirilmesine çalışılırken diğer yandan da tüm ülkelerde fuhuş sorununa kalıcı çözüm sağlayabilmek adına fikirler üretilmektedir fakat çözümü henüz belirlenememiştir.

Gayrimeşru cinsel ilişkinin denetim altına alınması zor, hatta imkansız görülmektedir. Bu nedenle fuhşun kontrolsüz bir biçimde her yere yayılması yerine, kontrol altına alıp belli noktalarda toplamayı, böylece bir nevi meşru hale getirmeyi benimseyen sistemler bulunmaktadır. Bu şekilde fuhuş yapılmasına izin veren ve bunu düzenleyen devletlerin amaçları arasında, bu sektörü belli alanlarda kontrol altında tutarak kamu düzenini korumak ve ödenen vergilerle devlete gelir sağlamanın bulunduğu sayılmaktadır.

*

Ülkemizde cinsel ilişki kısmen de olsa devlet kontrolünde bulunmaktadır. Bu kapsamda, 24.04.1930 tarihinde kabul edilen 1593 S. Umumi Hıfzısıhha Kanunu’nun 128. maddesi çerçevesinde genelevler kurulmuştur363. Kanunun anılan maddesinde Sağlık ve İçişleri Bakanlıkları’nın ortak bir tüzük yayınlayarak genel kadınlar ve genelevlerin tabi olacakları hükümleri ve fuhuş yüzünden yayılan hastalıkların, özellikle zührevi hastalıkların yayılmasına engel olacak önlemleri saptama ve yine ortak bir şekilde uygulayacakları genel kadınlarla genelevler ve bunlara benzer yerlerin söz konusu tüzükte tanımlanıp sınırlanacakları ifade edilmiştir.

Bu maddenin uygulanması doğrultusunda 30.03.1961 tarihli Bakanlar Kurulu kararına dayanılarak “Genel Kadınlar ve Genelevlerin Tabi Olacakları Hükümler ve Fuhuş Yüzünden Bulaşan Zührevi Hastalıklarla Mücadele Tüzüğü” çıkarılmıştır. 126 maddeden oluşan tüzükte, tanımlar yapılmış, genel kadınların tespit, tescil ve muayene işlemlerinin nasıl yapılacağı belirlenmiş, genelevlerin açılış ve işleyişine ilişkin hükümlere yer verilmiş, ceza verilmesini gerektiren durumlar belirtilmiştir. Anılan tüzükte, eşcinsellik ve transseksüellik düzenlenmemiş olduğu için eşcinsel veya transseksüel olarak fuhuş yapanlarla mücadele sonuçsuz kalmaktadır. Bu kişiler hakkında da tüzüğün ilgili maddelerinin uygulanması için komisyon kararı alınması uygun bir çözüm olabilir; ancak asıl yapılması gereken artık eskimiş olduğundan güncel sorunlara çözüm sağlayamayan tüzüğün yenilenmesidir.

Bu tüzük, günümüz koşullarına uygulanmak istendiğinde eksik bir çok husus karşımıza çıkmaktadır. Devlet;  hangi ırka, dine, cinsiyete, yaşam tarzına sahip olursa olsun vatandaşının can güvenliğini anayasal haklar çerçevesinde korumak zorundadır. Fakat günümüz koşullarına bakıldığında; fuhuştan gözaltına alınan birçok kadının veyahut trans bireylerin kolluk kuvvetleri tarafından taciz ve tecavüze uğradığına şahit olmuşluğumuz vardır ve ne yazık ki biz avukatlar dahi bu meselelerde cübbemizi koltuğumuzun altına alıp saklamışızdır.

*

Fuhuş yapan ya da zorla yaptırıldığı için mağdur konumunda bulunan kişiler açısından kadın ya da erkek olarak ayrım yapılmamasına rağmen, genelevlerde çalışan kişilerin sadece kadın olduğu, hatta konuya ilişkin olarak düzenlenen tüzüğün isminin bile genel kadınlar şeklinde oluşu göz önünde bulundurulduğunda, maalesef ülkemizde her konuda olduğu gibi bu konu açısından da en büyük mağdurun kadınlar olduğu görülmektedir.

Kadınların cinsel ilişki için genelevlerde hazır beklemelerinin, kadın için haysiyet kırıcı bir durum olduğu şüphesiz biçimde kabul edilmekte, ancak toplumun cinsel ihtiyaçlarının tatminine cevap verilmesi ve cinsel yolla bulaşan hastalıkların denetim altına alınabilmesi açısından genelevlerin gerekli olduğu düşünülmektedir. Bu evlerin kapatılması durumunun toplumdaki cinsel ihtiyacı azaltmayıp aksine arttıracağı, buna bağlı olarak da cinsel taciz ve saldırı olaylarında, yani genel olarak cinsel suçlarda artış yaşanacağı, üstelik bu tür ilişkilerin otel ya da özel evler gibi yerlere kayacağı, bu yolla da zührevi hastalıkların yaygınlaşacağı savunulmaktadır.

*

Ülkemizde genelevler açıkken dahi fuhuş faaliyetlerinin özel evlerde, hatta araçlarda sürdürüldüğü göz önüne alınırsa bu düşüncenin haklılığını kabul etmek zorunda kalıyoruz.

İstisnaları söz konusu olabilmekle birlikte yapılan tüm bilimsel çalışmalar ve alan araştırmalarında, hatta medya yoluyla kamuoyuna sunulan haberlerde görüldüğü üzere tamamen keyfi olarak bu sektörün içinde yer alan kadın sayısı azdır. Fuhuş yapmaya yönelmenin arkasında sosyal ve ekonomik açıdan içinde bulunulan olumsuz koşullar bulunmaktadır. Eğitim alamamış, maddi açıdan elverişsiz koşullarda bulunan bir kimse başka bir şekilde iş bulamayacak olduğunda kendisine en kolay görünen yolun fuhuş yaparak basit biçimde para kazanmak olmasına karşın bu yola girenler adeta bir bataklığın içine çekilmiş hale gelmektedirler.

Oysaki bireylerin daha fazla bilinçlendirilmesi ile eğitim olanaklarının arttırılması, zorunlu eğitim süresinin uzatılması, maddi olanaktan yoksun olanlara yardımlar yapılması, işsizler için istihdam olanakları yaratılması, çaresiz durumda olan, şiddet gören, tecavüze uğramış olan, bu sebeplerle evinden kaçan, ailesi tarafından dışlanan ve kalacak yeri olmayanlara bu imkanların sağlanması gereklidir. Kısacası devletin, fuhuş yapmaktan başka bir çaresi olmadığını düşünenlere “o başka çareyi” sunması gereklidir.

*

Toplumsal koşullar nedeniyle kapatılamayan genelevlerin ve buralarda çalışan kişilerin durumlarının iyileştirilmesi içinse çalışmalar yapılmaktadır. 2010 yılında Başbakanlık tarafından gündeme alınan genelev projesi kapsamında genelevlerin denetlenmesi ve zorla çalıştırıldığı tespit edilen kadınlara başka iş imkanları sağlanması kararı alınmıştır. Bu amaçla yapılan toplantıda genelevlerin kapatılması ihtimali de tartışılmış, ancak böyle bir uygulamaya geçilmesi halinde bu sektörün sokağa kayacağı ve bunun da daha ağır sonuçlar doğuracağı kabul edilmiştir. Belirlenen bu hususlar ardından gerek konuya ilişkin yasal düzenlemeler yapılması gerekse bu yerlerde çalışan kadınların fuhşa başlamasına yol açan nedenleri ortadan kaldırmak ya da bu yoldan kurtulmak isteyenlere kurtuluş imkanı yaratmak için çalışma grupları oluşturulmuştur.

*

Genelevlerde kayıtlı olarak çalışanların dışında, gizli fuhuş yapan kadınların sayısı da oldukça fazladır. Fuhuş sektöründe gönüllü olarak çalışan ya da zorla çalıştırılan bu kimselerin ağırlıklı olarak özellikle 1990’lı yıllardan itibaren Türkiye’ye eski Doğu Bloku ülkelerinden gelen ve “NATAŞA” olarak bilinen kadınlar olduğu görülmektedir. Fuhuş sektöründe çalışan kadınlar üzerinde yapılan bir alan çalışmasında, bu sektörde çalışan kadınların sektöre giriş biçimleri belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, bu sektörde çalışacağını bilerek göç edenlerin sayısının çoğunlukta olduğu belirlenmiştir. Fuhuş yapan diğer kadınlar ise başka işlerde çalışmak üzere göç etmesine rağmen iş bulamadığından bu alana yönelenler veya insan ticareti suçunun mağdurlarından oluşmaktadır.

Bir kişinin fuhuş odağı olmasının nedenleri ekonomik koşullar, ahlak ve entelektüel düzey olarak üç bakımdan incelenmektedir. Özellikle ekonomik bakımından yetersiz ortamlarda büyüyen, beslenme ve konfor yokluğu çeken kişiler bu yola sürüklenmektedir. Konut sıkıntısı nedeniyle geniş aile biçiminde yaşamını sürdüren kişilerin ensest ilişki boyutuna varabilecek davranışları da ahlaklarının azalmasına sebep olmakta ve bu kişilerin ileride fuhşa yönelmesine kolaylık sağlamaktadır. Fuhuş sektöründe faaliyet gösteren kişilerin entelektüel açıdan eğitim seviyelerinin genellikle çok düşük olduğu gözlenmektedir. Bu nedenle de her konuda olduğu gibi eğitimin önemi ortaya çıkmaktadır ve fuhuşla mücadele edebilmek adına önemli bir adım teşkil eden, kişilerin bu sektöre girişinin engellenmesi konusunda başarı sağlayabilmek için eğitim olanaklarının geliştirilmesi gerekliliğine dikkat çekilmelidir.

Unutmayın ki; mağdurun kadını erkeği yoktur. Hukuk; ne bir dinin ne bir dilin ne bir ırkın ne de bir cinsiyetin uşağıdır. Hukuk; yeryüzündeki bütün insanların bir kalkanıdır. Bu kalkanı yıkmamak dileğiyle…

Bu çalışmam; bütün kadınlığa armağanımdır. “FUHUŞ MU? BAŞKA KONU MU BULAMADIN?” diye tepki veren kadın erkek hiç fark etmez bütün şahsiyetlere sesleniyorum: “Kadın, mide bulandırıcı bu küresel sistemde cinsel şiddetin mağduru olmaktan elbet bir gün kurtulacaktır…”

1-) “Kadınlar ile ilgili yapılabilecek üç şey vardır. Onu sevebilir, onun için acı çekebilir ya da onu edebiyata çevirebilirsin.” – Henry Miller

2-) “Havayı geldiği gibi, rüzgarı estiği gibi, kadını da olduğu gibi kabul edin.” – Alfred de Musset

3-)”Kadın; bilmeyene ‘nefs’, bilene ‘nefes’tir.” – Şems-i Tebrizi

4-) “Ben de insanım. Benim de bir onurum var. Duygularım var. Ben iki yaşındaki bir bebek değilim ki. Saçlarımı her gün onun bunun avuçlarında görmeye tahammülüm kalmadı. Kulaklarım bu çirkin sözleri ve arsız küfürleri duymaya dayanmıyor artık.” Füruğ Ferruhzad

5-)”Yeryüzünde gördüğümüz her şey, kadının eseridir.” – Mustafa Kemal Atatürk

Avukat Ayşenaz ÇİMEN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Social profiles
Hemen Ara..