BOŞANMA DAVASI VE ŞARTLARI

Bunu Paylaş

BOŞANMA NEDİR ?

Boşanma, eşler henüz hayatta iken, eşlerden birinin Türk Medeni Kanununun 161. ve devamı maddelerinde yazılı nedenlerden birine veya bir kaçına dayanarak Aile Mahkemesinde açacağı dava sonucunda evlilik birliğini hakimin kararı ile sonlandırmasıdır.

BOŞANMA DAVASI NASIL AÇILIR?

Boşanma davası tür olarak ikiye ayrılır. Bunlar; anlaşmalı boşanma ve çekişmeli boşanmadır. Ancak her iki dava bakımından da görevli mahkeme Aile Mahkemesidir. Boşanmak isteyen eşlerden birisi veya anlaşmalı boşanmaya karar verilmişse her iki eş de Aile Mahkemesine başvurarak boşanma davası açabilir.

TMK Madde 168- Boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir. Yani,

Eşler boşanma davasını;

  • Eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesinde,
  • Son altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesinde açabilirler.

ANLAŞMALI BOŞANMA NEDİR?

Anlaşmalı boşanma; tarafların aralarında anlaşması sonucunda nafaka, mal rejimi ve velayet konusunda protokol düzenleyerek ve bu protokol ile mahkemeye başvurdukları dava türüdür.

Anlaşmalı boşanma Türk Medeni Kanununun 166. Maddesinin f bendinde yer almaktadır. Bu maddeye göre; Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu hâlde boşanma kararı verilebilmesi için, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü hâlinde boşanmaya hükmolunur. Bu hâlde tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz.

ÇEKİŞMELİ BOŞANMA NEDİR?

Çekişmeli boşanma; anlaşmalı boşanma davasının aksine mal varlığı, velayet, ortak konut, nafaka, tazminat, ev eşyaları gibi konular üzerinde uzlaşmaya varılamaması halinde açılacak bir dava türüdür.

Davaya bakmakla Aile Mahkemesi görevlidir. (4787 S. K. m. 4)

Boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.

UZAKLAŞTIRMA KARARI NEDİR? NASIL ALINIR?

Kadına karşı şiddetin önlenmesi ve aile içi şiddet olaylarının engellenmesi amacıyla çıkartılan 6284 Sayılı “Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun” 2012 yılında yürürlüğe girmiştir. Söz konusu kanun, toplum düzenini korumak adına aile içi tehdit ve şiddet olması durumunda şiddet uygulayan kişinin evden uzaklaştırılmasına imkân vermektedir. Uygulamada daha çok kocanın evden uzaklaştırılması görüldüğünden halk arasında sadece kocanın evden uzaklaştırılması mümkün gibi hatalı bir algı vardır. İlgili kanun, aynı ev içerisinde yaşayan diğer bireylerin de uzaklaştırılmasına imkân vermektedir. Dolayısıyla sadece kadının kocasından değil, kocanın da karısından hatta çocuğun babasından uzaklaştırılmasına dair karar verilmesi de söz konusu kanun doğrultusunda hukuken mümkündür.

Hâkim, şiddet olgusu içeren somut olayın özelliğine göre Kanun’da sayılan tedbirlerden birine, birkaçına veya uygun göreceği benzer tedbirlere hükmedebilecektir. Bunlar işyerinin değiştirilmesi, yerleşim yerinin değiştirilmesi, aile konutu şerhi, kimlik bilgilerinin değiştirilmesi gibi tedbirlerdir.

6284 sayılı Kanun’da şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kişilerin korunmasının ve güvenliğinin sağlanması amacıyla mülki amir tarafından verilebilecek koruyucu tedbir kararları sınırlayıcı olmamak üzere örneklendirme yapılmak suretiyle sayılmıştır. Mülki amir, şiddet olgusu içeren somut olayın özelliğine göre Kanun’da sayılan tedbirlerden birine, birkaçına veya uygun göreceği benzer tedbirlere hükmedebilecektir. Bunlar barınma yeri sağlama, geçici maddi yardım, rehberlik ve danışmanlık hizmeti sağlama, koruma altına gibi tedbirlerdir. 

NAFAKA NEDİR?  TÜRLERİ NELERDİR?

Hukuk sistemimizde eşlerin boşanma ya da ayrılığa karar vermesi ve bu kararı mahkemeye taşıması halinde yükümlüsü tarafından ödenmesi gereken ve yine maddi açıdan zorluk çekecek olan tarafın bu ödenen miktar ile en azından asgari ihtiyaçlarının karşılanması sağlanan parasal katkıya ”nafaka” denilmektedir. Eşler tarafından açılan ayrılık ya da boşanma davası söz konusu olduğu zaman 3 tür nafaka gündeme gelmektedir.  Bunlar ;

1- Tedbir Nafakası: Eşlerin boşanma ya da ayrılık talebiyle mahkemeye başvurmaları halinde hakim tarafından hükmedilen ve boşanma kararı kesinleşinceye kadar ödenmeye devam eden nafaka türüdür. Tedbir nafakasına hükmedilmesi için :

  • Eşin kusursuz olması şart değildir.
  • Boşanma davasında istenebileceği gibi ayrılık davasında da istenebilir.

2- Yoksulluk Nafakası :Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. (TMK m.175 )

  • Yoksulluk nafakası talebinde bulunan tarafın kusuru daha ağır olmamalıdır.
  • İstemde bulunan taraf ,boşanma davası yüzünden yoksulluğa düşme tehlikesiyle karşılaşmalıdır.
  • Mevcut düzenlemeye göre yoksulluk nafakasına süresiz olarak hükmedilmektedir.
  • Tarafların ekonomik gücündeki değişim neticesinde gerek nafaka yükümlüsü gerekse de nafaka alacaklısı açacağı dava ile iradın artırılmasını ya da somut duruma göre azaltılmasını talep edebilirler. 

3- İştirak Nafakası :Eşlerin ayrılığına veya boşanmasına karar veren mahkeme ,eşlerin müşterek çocuğu ya da çocukları içinde velayeti kendisinde olamayan diğer eşe ,çocuğun ergin olana kadar bakım ve eğitim giderlerine ekonomik gücüyle orantılı olarak katkı sağlaması için kendiliğinden hükmettiği nafaka türüdür.

  • Çocuğun ergin olmasına kadar devam eder. Ancak eğer çocuk ergin olduktan sonra da eğitimine devam etmekte ise ana ya da baba eğitim sona erene kadar güçleri oranında nafaka ödemeye devam etmekle yükümlüdür.
  • İstem halinde hakim, nafaka yükümlüsünün gelecek yıllar içinde ne miktarda nafaka  ödeyeceğini karara bağlayabilir.

BOŞANMA DAVASINDA MADDİ – MANEVİ TAZMİNAT

Eşler arasında açılan boşanma davasının sonuçlarından bir tanesi de eşlerin birbirinden maddi ve manevi tazminat talep etme haklarıdır.  Boşanma sonucunda maddi ve manevi zarara uğrayan eşlerden biri, şartların oluşmasıyla diğer eşten tazminat isteyebilir.

1-Maddi Tazminat :Boşanma kararı sonucunda mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf , kusurlu taraftan uygun bir miktar maddi tazminat talep edebilmektedir.

  • Tazminat isteyen taraf kusursuz veya karşı tarafa göre daha az kusurlu olmalıdır.
  • Davalı -tazminat istenen eş – kusurlu olmalıdır.
  • Tazminat isteminde bulunan tarafın evlilik birliğindeki mevcut veya beklenen bir menfaati boşanma yüzünden zedelenmiş olmalıdır.

2-Manevi Tazminat : Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.

  • Davalı -tazminat istenen eş- kusurlu olmalıdır.
  • Tazminat isteminde bulunan eşin tamamen kusursuz olması şart değildir.
  • Tazminat isteminden bulunan eşin kişilik hakkı zedelenmiştir.

YOKSULLUK NAFAKASI, MADDİ – MANEVİ TAZMİNAT TALEPLERİNDE ZAMANAŞIMI , ÖDEME BİÇİMİ VE KALDIRILMASI

Gerek yoksulluk nafakası gerekse maddi – manevi tazminat talepleri boşanma davası açılırken istenebileceği gibi boşanma kararı verilip de verilen bu karar kesinleştikten sonra – 1 yıl – içinde talep edilebilir.

Ödenmesine karar verilen yoksulluk nafakası ve maddi tazminat miktarları -irat biçimde- ödenmesine karar verilebilirken ,manevi tazminatın irat biçimde ödenmesine karar verilemez.

Yine irat biçiminde ödenmesine karar verilen yoksulluk nafakası ve maddi tazminat, alacaklı eşin yeniden evlenmesi veya eşlerden birinin ölümü halinde -kendiliğinden kalkarken- ;alacaklı eşin evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması ,yoksulluğun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürme hallerinde -mahkeme kararıyla- kaldırılabilir.

BOŞANMA DAVASINDA VELAYET  VE ÇOCUKLA KİŞİSEL İLİŞKİ KURULMASI

Eşler tarafından açılan boşanma davasında müşterek çocuğun velayeti konusunda eşler arasında bir anlaşma sağlanmadığı takdir de , çocuğun velayeti hangi tarafa verileceği ve kendisine velayet verilmeyen eşin çocukla kişisel ilişki münasebeti mahkeme tarafından çözülmektedir. Velayet hakkının kullanılması kendisine verilmeyen eşin, müşterek çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde çocuğun özellikle sağlık , eğitim ve ahlak bakımından yararları esas alınmaktadır.Mahkeme tarafından velayetin hangi eşe verilmesi gerektiği hususundaki yapılan değerlendirmede göz önüne alınan en önemli nokta müşterek çocuğun üstün yararıdır. Ve yine mahkeme tarafından velayete ilişkin karar verilirken ülkemizin de taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre 12 yaşını tamamlamış çocukların karar verilmeden önce, dinlemesi gerektiği kabul edilmiştir. Ancak son Yargıtay uygulamasına göre çocuğun idrak yaşı 8 olarak kabul edilmiş ve 8 yaş veya bu yaşın üzerinde olan çocukların görüşü alınmadan velayetin düzenlenmesi mümkün değildir.

BOŞANMA DAVASININ SEBEPLERİ

Eşler tarafından açılmış bir boşanma davası özel veya genel sebeplere dayandırılmaktadır.

Özel Boşanma Sebepleri:

1-Zina (TMK m.161)

2-Hayata Kast , Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış (TMK m. 162)

3-Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme (TMK m. 163)

4-Terk (TMK m. 164)

5-Akıl Hastalığı (TMK m.165)

Genel Boşanma Sebepleri:

1-Evlilik Birliğinin Temelden Sarsılması (TMK m. 166)

2-Eşlerin Anlaşması

3-Ortak Hayatın Yeniden Kurulamaması

Türk Medeni Kanun ‘unda düzenlenmiş olan özel boşanma sebepleri ile genel boşanma sebepleri farklı hukuki sonuçlar doğurmaktadır. Şöyle ki özel boşanma sebepleri belirli ve somut olgulara dayanır. Evlilik birliği özel boşanma sebepleri varsa ve boşanma davası da bu özel boşanma sebeplerine dayandırılmış ise ,davacı eş, karşı tarafın kusurlu olup olmadığını ispatlamak zorunda değildir, yalnızca özel bir boşanma sebebi olduğunu ispatlaması yeterlidir. Oysa ki evlilik birliği genel boşanma sebeplerine dayanılarak sona erdirilmek isteniyorsa , mahkemenin boşanma kararı verilebilmesi için eşlerin birbirlerinin kusurunu ispatlaması gerekmektedir.

Özel Boşanma Sebepleri:

1-ZİNA SEBEBİYLE BOŞANMA DAVASI:

  • Eşlerden birinin, evlilik birliği devam ederken , karşı cinsten bir kişi ile isteyerek cinsi münasebette bulunması halinde zina söz konusu olmaktadır.
  • Zina kusura dayalı mutlak bir boşanma sebebidir. Hakim davada zinanın varlığını tespit ettiği anda boşanmaya karar vermek zorundadır.
  • Affeden tarafın dava hakkı yoktur. Eşinin zina yaptığını öğrenen taraf , eşini affetmişse artık zinaya dayalı olarak boşanma davası açamaz.
  • Zina sebebiyle boşanma davası açmak isteyen eşin ,zinayı öğrendiği tarihten itibaren   -6 ay- ve her halde zina eyleminin üzerinden -5 yıl- geçtikten sonra bu sebeple dava açamaz.
  • 6 aylık ve 5 yıllık süreler hak düşürücü süre olup hakim tarafından re ‘sen nazara alınmaktadır.

2-HAYATA KAST ,PEK KÖTÜ VEYA ONUR KIRICI DAVRANIŞ SEBEBİYLE BOŞANMA DAVASI:

  • Evlilik birliği içerisinde, eşlerden her biri diğeri tarafından hayatına kastedilmesi veya kendisine pek kötü davranılması ya da ağır derecede onur kırıcı davranışta bulunulması sebebiyle boşanma davası açabilir.
  • Hayata kast ,bir eşin diğer eşi öldürme kastıyla hareket etmesi ; pek kötü muamele ,bir eşin diğer eşin vücut bütünlüğü ve sağlığına yönelik her türlü saldırı ; onur kırıcı davranış ise eşin onur , şeref ,kişilik haklarına yapılan saldırılardır.
  • Hayata kast , pek kötü muamele veya onur kırıcı davranış, kusura dayalı mutlak boşanma sebebidir. Hakim davada bu sebeplerin varlığını tespit ettiği anda boşanmaya karar vermek zorundadır.
  • Affeden tarafın dava hakkı yoktur.
  • Davacı eş, bu boşanma sebebini öğrendiği tarihten itibaren -6 ay – ve her halde bu sebebin doğumu üzerinden -5 yıl – geçirmesiyle dava hakkı düşümektedir.

3-SUÇ İŞLEME VE HAYSİYETSİZ HAYAT SÜRME SEBEBİYLE BOŞANMA DAVASI:

  • Eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürer ve bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse, bu eş her zaman boşanma davası açabilir.
  • Nispi bir boşanma sebebidir. Hakim , açılan davada boşanmaya karar verebilmek için bu sebeplerin diğer eş için evlilik birliğinin devamını çekilmez kılmasını aramaktadır.
  • Her zaman açılabilir. Hak düşürücü süreye tabi değildir.

4-TERK SEBEBİYLE BOŞANMA DAVASI:

  • Eşlerden birinin haklı sebep olmaksızın evlilik birliğinin doğan yükümlülüklerinden kaçınmak amacıyla aile konutunu terk etmesi veya diğer eşi terk etmeye zorlaması halinde terk sebebiyle boşanma davası söz konusu olabilmektedir.
  • Terk ; Ortak konuttan ayrılma ,Evden kovma ,Ortak konutu terke zorlama , Ortak konuta dönmeyi engelleme, Haklı sebep olmaksızın ortak konuta hiç gelmeme şekillerinde meydana gelebilmektedir.
  • Terk sebebiyle boşanma davası mutlak ve kusura dayanmakta olup hakim davada terkin varlığını tespit ettiği anda boşanmaya karar vermek zorundadır.
  • Terk fiilinin boşanma sebebi sayılabilmesi için , terkin en az – 6 ay- sürmüş olması gerekmektedir. 6 aylık süre dolmadıkça terke dayalı boşanma davası açılamaz.
  • Terk sebebiyle boşanma davası açmak isteyen eşin,  dava açmadan önce terk eden eşine ortak hayata geri dönmesi için ihtar  yapması ve bu ihtara rağmen terk eden eşin ortak hayata haklı bir neden olmaksızın dönmemiş olması gerekmektedir. Terk eden eşe ihtar gönderilmesi, terk nedeniyle boşanma davasının zorunlu şartlarındandır.
  • Terk ihtarı , ortak konuttan ayrılma yani terk eyleminin meydana geldiği tarihten itibaren -4 ay- geçtikten sonra yapılabilir. Terk eden eşe ihtarın tebliğ tarihinden sonra -2 ay – geçmedikçe terk sebebiyle  boşanma davası açılamaz.

5-AKIL HASTALIĞI SEBEBİYLE BOŞANMA DAVASI:

  • Eşlerden biri akıl hastası olup da bu durum diğer eş için ortak hayatı çekilmez hale getirirse , hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmek koşuluyla bu eş akıl hastalığına dayanarak boşanma davası açabilir.
  • Nispi bir boşanma sebebidir. Hakim, akıl hastalığı sebebiyle açılan bu boşanma davasında , akıl hastalığının, diğer eş için evlilik birliğinin devamını çekilmez kılmasını arayacaktır.
  • Her zaman açılabilir.

Genel Boşanma Sebepleri:

1-EVLİLİK BİRLİĞİNİN TEMELİNDEN SARSILMASI SEBEBİYLE BOŞANMA DAVASI:

  • Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.
  • Bu nispi boşanma sebebidir. Hakim, boşanmaya karar verebilmek için evlilik birliğinin taraflar için çekilmez hale geldiğinin ispatını aramaktadır.
  • Davacının kusuru daha  ağır ise , davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır.
  • Bu itiraz ,hakkın kötüye kullanılması niteliği taşıyorsa ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa hakim boşanmaya karar verilebilmektedir.

2-EŞLERİN ANLAŞMA SEBEBİYLE BOŞANMA DAVASI:

  • Evlilik en az -1 yıl-  sürmüş ise eşlerin mahkemeye birlikte başvurması ya da bir eşin, diğerinin davasını kabul etmesi halinde ,evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır.
  • Hakim ,tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıkladığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile müşterek çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilen düzenlemeyi uygun bulması gerekmektedir.
  • Hakim , tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önüne alarak, taraflarca yapılan bu düzenlemede gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir.

3-ORTAK HAYATIN YENİDEN KURULAMAMASI SEBEBİYLE BOŞANMA DAVASI:

  • Daha önce boşanma sebeplerinden her hangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten itibaren başlayarak – 3 yıl-  geçmesi halinde , her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır.
  • Ortak hayatın yeniden kurulamaması sebebiyle eşlerden birinin istemi halinde boşanmaya karar verilir.

BOŞANMA DAVALARINDA GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME

4787 sayılı Aile Mahkemeleri Kuruluş, görev ve Yargılama Usullerine dair kanunun 4. Maddesi uyarınca Aile Hukukundan doğan dava ve işlere bakmakla görevli mahkeme Aile Mahkemesidir.

Aile Mahkemeleri, 4787 sayılı kanunla kurulmuş bulunan özel mahkemelerdir.

Boşanma ve Ayrılık davalarında da görevli mahkeme Aile Mahkemeleridir.

Aile Mahkemesi kurulamayan yerlerde aile hukukundan doğan davalara bakma görevi Aile Mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemelerine aittir.

Boşanma davaları ile ilgili olarak HMK’da düzenlenmiş bulunan genel yetki kuralı geçerli değildir.

4721 sayılı TMK, boşanma davaları ile ilgili olarak özel yetki kuralı düzenlenmiştir. Buna göre;

TMK md 168; Boşanma ve ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri oturdukları yer mahkemesidir.

Boşanma davalarında yetki, kamu düzenince ilişkin olmayıp, “kesin yetki” niteliğinde değildir. Bu sebeple davaya bakan mahkeme, yetki hususunu resen dikkate almaz. Bu sebeple davalı tarafından cevap dilekçesinde yetki itirazını ile sürmesi gerekir.

Davalı taraf yetki itirazında bulunmadığı sürece, dava yetkisiz mahkemede açılmış olsa dahi, yargılamaya devam olunur.

Anlaşmalı boşanma davalarında, taraflar diledikleri herhangi bir yer mahkemesinde boşanma davası açabilirler.

Yetki ve görev hususlarında, boşanma veya ayrılık davasının hangi sebeple açıldığının bir önemi bulunmamaktadır.

AYRILIK DAVASI NEDİR?

Ayrılık davası, 4721 sayılı TMK’nın 167. Maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre;

TMK md 167; “ Boşanma davası açmaya hakkı olan eş, dilerse boşanma, dilerse ayrılık isteyebilir.”

Ayrılık davalarında yetkili mahkeme, Aile Mahkemeleridir. Aile Mahkemesi bulunmayan yerlerde ise Asliye Hukuk Mahkemesidir.

Ayrılık davalarında yetki tıpkı boşanma davalarındaki gibidir.

Mahkemenin ayrılık kararı verebilmesi için, evlilik birliği içerisinde boşanmaya sebep olabilecek durumlar gerçeklemiş olmalıdır. Dolayısıyla boşanmaya karar verilemeyecek durumlarda ayrılık kararı da verilemeyecektir. Boşanmaya neden olacak olgular ispat edilmiş olmasına rağmen, mahkeme tarafından, eşler arasındaki ortak hayatın yeniden kurulabileceğine kanaat getirirse ayrılık kararı verilir.

Dava yalnızca ayrılık istemi ile açılmışsa mahkeme tarafından boşanmaya karar verilemez. Ancak boşanma talebi ile açılmış bulunan bir davada mahkeme ayrılığa hükmedebilir. Boşanma talebiyle açılmış bulunan bir davada hakimin ayrılık kararı verebilmesi için eşlerin barışma ve birlikte yaşamaya niyetlerinin olup olmadığı titizlikle incelenmelidir.

TMK md 171’e göre ayrılık kararı bir yıldan üç yıla kadar verilebilir.

Ayrılık kararı evlilik ilişkisini sonlandırmaz. Yalnızca hakimin belirlemiş olduğu ayrılık süresi boyunca ortak yaşam tatil edilmiş olur. Dolayısıyla, eşlerin evlilik birliğinin gerektirdiği yükümlülükleri devam eder. Eşlerin birbirlerine karşı sadakat yükümlülükleri, ekonomik yükümlülükleri, mirasçılık hakları aynen devam eder.  

Herhangi bir boşanma sebebiyle açılmış olan bir boşanma davasında, boşanma sebebi ispatlanamamış ise ayrılık kararı verilemez. Böylesi bir durumda açılmış bulunan boşanma davasının reddine karar verilmesi gerekmektedir.

Ayrılık talebiyle açılmış bulunan bir davada hakim boşanma kararı vermez. Ancak boşanma talebiyle açılmış bulunan bir davada, boşanma sebebinin varlığı kanıtlanmış olsa dahi hakim tarafından barışma ihtimallerinin olduğu kanaatine ulaşacak olursa ayrılık kararı verebilir.

Hakim tarafından en az bir yıl en fazla üç yıl süreyle ayrılığa hükmedilebilir. Hakim tarafından belirlenecek bu süre, ayrılık kararının kesinleşmesiyle başlar. Hakim tarafından belirlenen ayrılık süresinin sona ermesiyle birlikte ayrılık kararı da kendiliğinden sonra erer. Yine eşlerin ayrılık süresi içerisinde ortak hayatı yeniden tesis etmeleri halinde de ayrılık kararı ortadan kalkar.

Hakim tarafından belirlenen ayrılık süresinin sonucunda eşler ortak hayatı yeniden kuramamışlarsa eşlerden her biri boşanma davası açabilir.

TMK md. 169 uyarınca hakim, ayrılık davası süresince ailenin korunması için tüm önlemleri resen almak zorundadır. Dava sonucunda ayrılık kararı verilmesi halinde de hakim ayrılık süresince uygun nafaka ve varsa müşterek çocukların velayeti hakkında karar verir.

Av. Nurgül ÇİFCİ & Av. Fırat ACAY & Av. Cengiz BASUNLU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Social profiles
Hemen Ara..